Define İşaretleri AnlamıErmeni Gömüleri

Doğu Karadeniz Eşkiyaları, Trabzon ve Çevresi

“Eşkıya” Arapça “şaki” kelimesinin çoğulu olarak dilimizde yer almakta olup; bahtsız, kendi halinde olmayan (fenâ hareketli), haylaz, habis, haydut ve yol kesen anlamlarını içerisinde barındırmaktadır. Bu anlamları bütün lügat ve ansiklopedilerde benzerdir. Eşkıyalığın bu genel anlamı dışında yapılan eylemin şekliyle ilgili olarak özel adlandırmalara da tabi tutulmaktadır. Yol kesmekle tanınan eşkıyalar; “kutât-i tarîk”, “haydut” veya “türedi kutta-î tarik” diye adlandırılırken pek adı duyulmamış eşkıyalardan; “türedi eşkıyası”, “haramizâde”, “erazil” ve “hırabe” gibi sıfatlar da kullanılmaktadır.

Bu eşkiyalar bölge halkına akla gelmeyecek türlü eziyetlerde bulunmuşlar, Halkı dövme, öldürülme, her şeyden mukaddes olan ırz ve namusuna göz dikiliyorlardı, Altın, gümüş ve nakitle beraber diğer tüm değerli eşyaları gasp ediliyordu. Eşkiyaların şerrinden korkan halkın tek sığınağı devletti, Dış meseleler nedeniyle yorgun düşen devlet halka yeterli desteği veremiyor Eşkiyalarda dilediği şekilde soygunlar yapıyor topladıkları ganimetleri kendi aralarında paylaşıyordu.

1- 1856 Rize Kazası Eşkiyası : Rize Kazası’na bağlı Kura-i Seba’a adlı bölgede bulunan halkın vergi yükümlülüklerini ödemedikleri ve yöre ileri gelenlerinden Ekşioğulları sülalesinin etrafta bulunan yöre halkından savunmasız ve fukara olanlara saldırarak ırz ve namus larına tasallut edip cinayet işledikleri mahalli idare tarafından tespit edilmiştir. Yörede cereyan eden uygunsuzluğun ortadan kaldırılması için güvenlik güçleri gönderilmiş ancak bölgenin sarp ve dağlık olması, eşkiyaların Erzurum Vilayeti’ne bağlı İspir Kazası’na kaçmaları takibatın sonuçlandırılmasına engel olmuştur.

Rize Kazası Müdürü Mehmed Beğ, idari taksimatın neden olduğu aksaklıkları ortadan kaldırabilmek için eşkiya takibatında Erzurum Vilayeti Valisi Vecihi Paşa ile işbirliği yapma yoluna gitmiştir. Telgrafla hız kazanan haberleşme imkanı sayesinde ve ortaklaşa alınan karar gereğince Erzurum Vilayeti’nden İspir Kazası yöresine ve Rize Kazası’ndan da Kura-i Seba’a mıntıkasına askeri kuvvet gönderilmiş ve iki taraftan sıkıştırılan eşkiya ele geçirilmiştir. İspir Kazasında ele geçirilen eşkiyanın yargılanmak üzere Rize Kazası’na sevkedildikleri ve davacıların bu yöredeki mahkemelere başvurdukları Trabzon Valisi Esat Bey tarafından hükumete bildirilmiştir.

2- 1860 Ordu Sancağı Eşkiyası : Ordu Sancağı bünyesinde kura’a ve redif firarileri (asker kaçakları) bir araya gelerek eşkiyalık yapmaya başlamış ve mahalli idareyi acilen önlem almaya mecbur bırakmıştı. 1859’dan beri yerel imkanlarla sürdürülen mücadele başarıya ulaşmayınca Meclis-i Vala ve Maliye Nezareti’ne müracaat edilerek gerekli destek talebinde bulunulmuştu. Meclis-i Vala’nın olumlu tutumu ve Maliye Nezareti’nin onayı ile özel bir güvenlik gücü oluşturulmuş ve firarilerin tesis ettikleri eşkiya grupları üzerine sevkedilmiştir.

3- 1860 Erbaa Eşkiyası : Canik Sancağı’na bağlı bulunan Çarşamba Kazası idari takismatta meydana gelen boşluk nedeniyle fırsat bulan eşkiyalann faaliyetlerine sahne olmuştur. Aslen Mersin yöresinden göçerek Erbaa yöresine gelen İçellioğlu Ali lakablı şahıs 1857 senesinden beri yandaşlanyla birlikte Çarşamba yöresine geçip soygun ve cinayet gibi yasa dışı yollarla halkı bezdirmiş ve mahalli güvenlik güçlerinin takibatı esnasında da Sivas Vilayeti’ne bağlı Erbaa Kazası’na geçerek kendisini kurtarmıştır. 53 1860 senesinde Mahalli İdare’nin de hemfikir olması üzerine yöredeki askeri birimlerden yararlanılarak özel bir birlik oluşturulmuş ve sıkı bir takibat için gerekli olan 6.500 kuruşun hazinece ödenmesi talep edilmişti. Meclis-i Valiı’da karara bağlanamayan bu meblağın hazinece karşılanması konusu ve Sivas Vilayet yöneticileri ile diyalog ve işbirliği yolunda etkisiz kalan Canik Sancağı yöneticileri eşkiyanın bertaraf edilmesinde başarısız olmuşlardır.

4- 1860 Canik Sancağı Eşkiyası : Canik Sancağı’nda bulunan Laz taifesi yasaları çiğnemekte ve toplumun huzurunu bozmaktaydı. Samsun merkezinde artış kaydeden Laz nüfusunun geldikleri yörelere gönderilmeleri Canik yöneticileri tarafından karara bağlanmış ve kendilerine kefil olarak yerli halktan şahısların müsaadesi ile ikamet edebilecekleri beyan edilmiştir. Ayrıca, yöre asayişinin sağlanabilmesi amacıyla Tezkire Memuru ve Liman Reisi uyarılarak işsiz güçsüz Laz taifesinin şehre sokulmasının engellenmesi emredilmiştir. Canik Mutasamfı bulunan İsmail Kamil’in uygulamaya koyduğu uygulama etkisini göstermiş ve yörenin güvenliği kısa sürede düzene girmiştir.

5- 1861 Fatsa Kazası Eşkiyası : Canik Sancağı’na bağlı bulunan Fatsa Kazası’nda 1858 senesinden beri faaliyet gösteren eşkiyanın yakalanabilmesi için de yöredeki askeri birliklerden temin edilen özel bir birlik hazırlanmış ve 15 Zabtiye erine 15 günlük takibatları için 1.935 kuruş tahsis edilmiştir. Zabtiye erleri başarılı olarak Fatsa havalisinde eşkiyayı bertaraf etmişlerdir.

6- 1863 Trabzon Sancağı Eşkiyası : Trabzon Sancağı ve buraya bağlı kazalarda kura’a firarisi ve kanun kaçaklarının birleşerek 1862 yılından beri eşkiyalık yaptıkları Meclis-i ViiIii’ya bildirilmiş ve eşkiyanın takibatı işi için görevlendirilecek özel birlik için izin ve masraflarının da Maliye Nezareti’nce karşılanması taleb edilmiştir. Halkın güvenliği ve emniyetinin öncelikli olduğu Meclis-i Villii’da vurgulanmış ve eşkiyanın takibi için iki buçuk ay zarfında özel görevle eşkiya takibine gönderilecek zabtiye erlerine aylık 8.000 kuruşu aşan maaş verilmesi kararlaştırılmıştır. Trabzon Sancağı’nda eşkiyanın takibi işi için toplam 20.000 kuruşluk masrafta bulunulmuştur.

7- 1865 Trabzon Sancağı Eşkiyası : Tonyalıoğlu Ali Trabzon yöresinin meşhur eşkiyalarından olub 1858 tarihini takip eden yıllarda tutuklanmış ve idama mahkum edilmişti. İdam kararı kesinleşen mahkum aracıların vasıtasıyla padişahın affına uğramış ve hapsedilmişti. 1863 senesinde, 5 yıldan beri tutuklu kaldığı Trabzon hapishanesinde iken, Trabzon Hükumet Konağında yangın Çıkmış, çıkan kargaşada kaçabilme fırsatı zuhur ettiği halde kaçmayarak kaçma teşebbüsünde bulunanları da engellemek suretiyle hizmette bulunmuştur. Göstermiş olduğu yararlılık ve sadakat nedeniyle içeride kaldığı süre kafi görülüp Emin Muhlis Paşa’nın merkezle olan yazışmaları neticesinde Tonyalı oğlu Ali affedilerek serbest bırakılmıştı.

Ancak, tahliyesinden bir müddet sonra tekrar eşkiyalığa başlamıştır. 1864 senesinden itibaren Trabzon Sancağı yöresindeki binalara saldıran ve evleri hasara uğratarak soyan Tonyalıoğlu Ali ve arkadaşlarının yakalanması için oluşturulan askeri kuvvet için Trabzon Sancağı’ndan alınmakta olan 1863 senesi Şubat vergisinden 10.000 kuruşluk bir ödül tahsis edilmiştir. Tonyalıoğlu Ali nin soygunlarda elde ettiği hazine miktarı ve nerede saklı olduğu bilinmemektedir.

8- 1868 Tirebolu Kazası Eşkiyası : Trabzon Sancağı dahilinde Tirebolu Kazası’na bağlı bulunan Kulancık köyünden Hucuroğlu Hüseyin adlı şahıs 1860 senesinde ismine kura’a isabet ettiği için silah altına alınmıştı. Tersane-i Amire’de Bahriye Askeri olarak iki sene hizmetten sonra arkadaşı İbrahim ile birlikte firar ederek memleketine gelmiş ve yörede bulunan diğer bazı eşkiya grubları ile de zamanla birleşip güçlerini arttırmışlardır. Trabzon Sancağı yöresinde köyleri basıp, yol kesmek geceleri evlere saldırıp soygun yapmanın dışında 1862-1868 seneleri arasında resmi olarak kaydedilebilen ondokuz kişiyi de tüfekle öldürmüşlerdir. Bütün bunlardan daha esef verici olarak da köylerden kaldırdıkları küçük yaştaki çocuklar ve genç kızlara kendi hizmetlerini gördürdükten sonra işkence ile öldürmeleri olmuştur. Yöre halkının tepkisini çeken bu türden olaylar karşısında mahalli idareciler çareyi eşkiyaların yakalanmasında hizmeti görülecek olanlara 10.000 kuruşluk ödül vermede aramışlardır.

1868 senesinde Tirebolu’ya bağlı Boynu Boğiş (Boynuyoğun) kö- yü sakinlerinden Karga oğlu Mehmed ve Mustafa’nın evini basan Hucuroğlu Hüseyin ve altı arkadaşı yöre sakinlerinden Mehmed’i asmışlardır. Ancak, Mehmed’in kardeşi Mustafa’nın hanımı Keziban küçük çocuklarının elinden alınması ve kendi kocasının da katledilmesi üzerine eşkiyaya balta ile saldırmış ve bir eşkiyayı balta darbeleri ile parçalamıştır.62 Çıkan kargaşadan haberdar edilen güvenlik birimlerinden zabtiye askerleri ilk etapta beş eşkiyayı ele geçirmiş; kaçan eşkiyayı takip etmiş ve gece olmak üzere iken ormanlık bir mevkide kuşatıp silahlı müsademe sonrasında Hurucoğlu Hüseyin’i yaralı ve iki arkadaşını sağ olarak ele geçirmiştir. Tutuklanan eşkiyaların sorgulamalarında Hurucoğlu Hüseyin, kardeşi Süleyman ve arkadaşlarından Kara Mustafa oğlu Hasan suçlarını itiraf ederek tutuklanmışlardır. Eşkiyaların ele geçirilmesi esnasında yararlılıkları görülen Keziban Hanım’a 500 kuruş ve zabtiye başına 500 kuruştan 11 nefer zabtiye askerine toplam 5.500 kuruş bağışta bulunulmuştur.

Eşkiyanın yakalanması esnasında yöre halkının yardımı ve çatışmada güvenlik güçlerinin zayi at vermemesi hem asker hem de halk için diğer eşkiya grupları ile mücadele de moral kaynağı olmuştur.

9- 1869 Gümüşhane Eşkiyası : 1868 senesinden beri Gümüşhane’ye bağlı Şiran yöresinde Deli Paşo adlı bir eşkiya ortaya çıkmış ve yöre halkını mağdur etmiştir. Erzincan, Gümüşhane ve Karahisar-ı Şarki yörelerinde arkadaşları ile birlikte çeşitli suçlardan ötürü aranan eşkiyalar faaliyet gösterdikleri yörelerin mutasarrıfları arasındaki işbirliği ve ıv. Ordu mensubu askerlerin takibatına rağmen ele geçirilememişlerdir.641869 senesinde Trabzon Valisi Tahsin ve Şiran Müdürü Mustafa Ağa yörede bulunan 4 aşiret beyine ve maiyetlerindeki 30 nefer silahlı adamlarına 6.000 kuruş ödül vermek suretiyle eşkiyanın takibinde görevlendirmişlerdir. Aşiret reisieri ve maiyetlerinde bulunan adamlarının yöre arazi yapısını iyi bilmeleri sebebiyle Deli Paşo ve arkadaşları kısa sürede ele geçirilmiş ve yargılanmak üzere Erzincan Mahkemesi’ne sevkedilmişlerdir.65Eşkiyanın yakalanmasında gayretleri görülen Şiran Müdürü Mustafa Ağa’nın hem mal ve hem de bedenen yapmış olduğu hizmetler göz önünde bulundurularak kendisine Kapucubaşılık rütbesi verilmiştir.

Sonuç itibariyle 1856-1869 yılları arasında Trabzon Vilayeti bünyesinde meydana gelen eşkiyalık faaliyetleri ele alındığında bölgede cereyan eden eşkiyalığın bazı karekteristik yanlarının olduğu söylenebilir. Eşkiyaların hemen hepsi bu yörenin sakinleridir. Yine eşkiyalık suçunu işlemelerinin en büyük sebebi olarak da askerlik yükümlülüğünden kaçan insanların kanun karşısında suçlu duruma düşmüş olmalarında aramak gerekir.

Yöredeki eşkiya ile mücadelede bölgenin coğrafi yapısının hem güvenlik güçlerine hem de eşkiya gruplarına oldukça çetin tabiat şartları sunması; yöreyi eşkiyalık faaliyetleri için cazip kılmamaktadır. Dağlık ve ormanlık yapının saklanmak için uygun bir ortam sunduğu iç karadeniz bölgesi sert kış şartları ve göçebe bir yaşam tarzına sahip yerli halkı nedeniyle cazip bir sığınma alanı değildir. Sahil şeridi ise güvenlik güçlerinin ve devlet otoritesinin yoğun bir şekilde varlığını gösterdiği bölgeler olması ve iç bölgelere olan kaçış imkanlarının kolayca kesilebilmesi gibi dezavantajları nedeniyle eşkiya için tasvib görmeyen bir yapıya sahiptir. Trabzon merkez sancağa bağlı yörede eşkiyanın gizlenebilmesi için en uygun arazi yapısı sahilden daha içeri kesimlerde yer alan ve dağlık bir arazi yapısına sahip bulunan Tonya ve Tirebolu yöreleridir. 67Canik ve Ordu mıntıkasındaki eşkiyalar ise takibata uğradığında çareyi, daha uygun sığınma koşullarının mevcud bulunduğu ve siyasi otoritenin daha az tesirli olduğu, Sivas Vilayeti sınırlarına kaçmakta bulmuşlardır.

Yörenin sosyal yapısı diğer yörelere nazaran farklılık arz eder. Eşkiyanın çoğunlukla sahil yerleşim birimlerinin yerlisi olması iç karadenizde devlete sadakatle bağlı bulunan konar göçerler tarafından imhaları sonucunu da beraberinde getirmiştir. Konar-göçer aşiret ya da yörük toplulukları ile yakın bağları bulunmayan sahil insanı iç karadenizin yaylalarını kontrol eden bu insanlardan destek alamamış ve buralara sığınamamışlardır.Örneğin, Şiran bölgesinde faaliyet gösteren ve Şiran eşkiyası olarak anılan Deli Paşo’nun yakalanmasında Gümüşhane yöresinde bulunan 4 aşiret beyi adamları ile birlikte devletin güvenlik güçlerinin yanında hareket ederek bölgedeki asayişi sağlama yönünde hizmette bulunmuşlardır.

Devletin ticaret merkezleri ve yol güzergahlarında meydana gelebilecek eşkiyalık faaliyetlerine karşı gösterdiği ehemmiyeti yoğun bir ticarete sahip olmayan Trabzon sahil bölgesinde aramak hatalı olacaktır. 1830’lu yıllarda Erzurum-İran güzergahında eşkiyalann baskını ile karşılaşıp malını kaybedenlere devlet zararlarını tazmin etme güvencesi veriyordu. Ayrıca, Trabzon-Erzurum yolu üzerinde kervanların korunması için silahlı muhafızlar devriye olarak gezdiriliyorlardı.69 Fakat, Karadeniz sahil kesiminde ve iç kesimlerinde eşkiyalık nedeniyle meydana gelebilecek zararları tazmin yönünde devletin varlığı söz konusu değildi. Devlet, eşkiyanın takibatı için mali destek ve bürokratik yasal kolaylıkları yöre yöneticilerine sunmaktan öte bir şey de yapmamaktaydı. Trabzon Vilayeti yerel yöneticileri eşkiya ile mücadelede yöre imkanlarını kullanmak ve civar vilayet yöneticileri ile koordineli bir şekilde hareket etmek suretiyle başarı göstermişlerdir. Diğer bölgelerde kullanılan Kırserdarı uygulamasına Trabzon’daki eşkiya ile mücadelede de yer verilmiştir.70 Ancak, yöre idarecileri Trabzon Vilayeti’nde yörede bulunan konar-göçer grublarının yanısıra mevcut askeri birlikleri de uygulamaları ile aktif hale getirmişlerdir. Asli görevi yöre asayişini temin etmek olan deneyimli ve tecrübeli zabtiye, redif ya da bölgede bulunan ordu birliklerine mensub askerler eşkiya takibine gönderildiklerinde ve eşkiyanın ele geçirilmesi nedeniyle yaptıkları hizmetlerden ötürü mahalli mal sandıkları vasıtasıyla para ile ödüllendirilmişlerdir. Örneğin, Tirebolu’da ele geçirilen Hucuroğlu’nun yakalanmasında yararlılığı gö- rülen yerli halkla birlikte askerler de 500 kuruş ödülle teşvik edilmişlerdir. 71 Normal dönemlerde en fazla 100 kuruş aylık alan zabtiye eri için 500 kuruşluk meblağ eşkiyayı takib işinde etkili olmakta ve normal görevini daha gayretli olarak yerine getirmesine vesile olmaktadır.

Karadeniz yöresinin rutubetli ortamı, yaralanma olasılığı yüksek eşkiyalar için ayrıca sağlık problemlerini de beraberinde getirmekteydi. Tımar edilemeyen yara Karadenizin arttırdığı rutubet ortamı nedeniyle çabucak iltihaplanmakta ve yaralı eşkiyayı sonu ölümle bitebilecek hastalıklara tutulmasına sebebiyet verebilmekteydi. Gerek sahil gerekse iç kesimlerin halkının eşkiyalığı tasvib etmeyen toplum yapısı eşkiyaya barınma imkanı sunmamakta, doğanın da meskensiz bir şekilde barınmaya imkan vermemesi nedeniyle eşkiya yalnız kalmaktaydı.

Yörede eşkiyalık sonuç itibariyle 1856-1869 yılları arasında merkezi hükümetin -askeri ve ekonomi alanında- yanlış siyasi uygulamaları nedeniyle ortaya ÇıkmıŞ fakat, yerel idarecilerin gayretleri ve halkın işbirliği sayesinde kısa sürede engellenmiştir. Ekonomi alanındaki gerileme XIX. yüzyılın sonlarında da devam etmiştir. Ekonomideki kötü gidişatın bir sonucu olarak 1846’da kayıklarla kaçak silah ticareti yapan sahil insanı, 1860’da Akçaabad’da tütün ürünü ekilmeye başlandıktan sonra kaçakçılık faaliyetlerini bu sahada devam ettirmiştir. 72 Trabzon Vilayeti’nde beliren yasadışı olaylar osmanlıca belgelerde “eşkiyalık” olarak nitelendirilmesine rağmen olayların analizi eşkiyalıktan çok meydana gelen hadiselerin kanun kaçaklarının faaliyetleri olduğu tezini kuvvetlendirmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.