Pişmiş Toprak Lahitler (Klazomenai)

Klazomenai adı verilen pişmiş toprak lahitler. M.ö. 7. Yüzyıldan 5. Yüzyılın son dörtlüğüne kadar yoğun bir şekilde üretilmiştir. Bu lahitler genelde dikdörtgen bir kutu şeklindedir.

Normal tip” ve “Özenli tip olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Lahitlerin pervazları üzerinde rezerve teknikte ve siyah figür tekniğinde yapılmış çeşitli bezemeler ve figürlü kompozisyonlar bulunmaktadır. Lahit üretim sırasında önce kaba kilden şekillendirilir, sonra ince bir kil tabakası ile kaplanarak pürüzsüz bir yüzey elde edilir.

Klazomenai lahit

Normal tipteki pişmiş toprak lahitler, Özenli tipe göre oldukça fazla üretilmiştir. Bu tip, dikdörtgen kutu formundadır ve pervaz üstleri bezelidir. Lahdin formu, bezeme alanlarının sayısını ve niteliğini belirtmektedir. Form basit ise bezeme alanları az ve bezemeler de basit olmakta, form geliştikçe bezeme alanlarının sayısı ve işçiliğinin kalitesi de artmaktadır. Özenli tip olarak sınıflandırılan grubun ise, sadece pervaz üstü değil aynı zamanda iç ve dış duvarları da bezemelidir. Normal tipteki lahitler, dört gruba ayrılır. Kısa kenarları ile uzun kenarlarının pervaz genişliği yaklaşık aynı olan en basit formdaki lahitler, Form 1 olarak sınıflandırılmış ve “Monastirakia Grubu” olarak adlandırılmıştır.

Monastirakia Grubu Lahitleri

Monastirakia Lahitleri, bezeme ve form özelliklerine göre 4 grupta incelenir. Söz konusu lahitler dikdörtgen formlu olup. İç köşe çıkıntıları yoktur ve pervaz genişliği 8-9 cm.yi geçmez. Çocuklar için üretilmiş olan lahitler yaklaşık 60cm., yetişkinler için olanlar ise 190-195 cm. uzunluğundadır. Kısa kenarlar ile uzun kenarlar aynı tipte bezenmiştir ve ayrıca lahdin en önemli kısmı olan başucu vurgulanmamıştır. Bu formdaki lahitlerin pervazlarında genellikle dalgalı çizgi, meander ve ion kymationu gibi basit bezemler kullanılmıştır.

Trapezoidal formdaki bu tip pişmiş toprak lahitler, resimlerdeki gibi başucu ve ayakucu olmak üzere iki ana bezeme alanına sahiptir. Buna karşın, bezeme panel sayıları ve bezeme elemanlarının çeşitliliği daha fazladır. Bunun yanı sıra, kırmızı figür tekniğinde ve rezerve teknikte yapılmış kompozisyonlara azda olsa rastlanmaktadır. Baş ucu paneli siyah figür tekniğinde bezeli lahitlerin panel yüksekliği ve genişliği ayakucuna göre daha fazladır. Aynı zamanda lahdin baş kısmı ayak kısmına göre daha yüksektir. Bu tip lahitlerin uzunluğu 210 – 220 cm., başucunun genişliği 85 – 105 cm., ayak ucunun genişliği 65 – 85 cm. dir. Rezerve teknikte bezeli lahitlerin ise uzunluğu 190 – 195 cm., başucu genişliği 60 – 70 cm., ayakucu genişliği 55 – 60 cm. dir.

Özenli Tip Lahitler

Klazomenai-de Özenli Tip olarak adlandırılan gruba giren lahitler oldukça titiz çalışılmış farklı formları ve farklı bezeme şemaları ile dikkati çekmektedir. Bu gruptaki lahitler, düzgün dikdörtgen formdadır ve bütün kenarların pervaz genişliği eşittir. Pervazlar üzerinde siyah figür tekniğinde yapılmış figürlü sahneler bulunmaktadır. Lahdin iç ve dış duvarları da panellere ayrılarak figürlü sahneler ile bezenmiştir.

Özenli Tip içersinde yer alan lahitlerin bazılarında pişmiş topraktan yapılmış üçgen çatı şeklinde kapaklar ele geçmiştir. Kapağın üçgen alınlık şeklindeki ön ve arka tarafı ile çatı kısmı panellere ayrılarak figürlü sahneler yer almaktadır.

2000 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğrencisi, Tarık KARTAL tarafından hazırlanan “Klazomenai Lahitleri ve Restorasyon Uygulaması” başlıklı Lisans tezi kapsamında lahit ve kapakları restore edilmiştir. 2004 yılında da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğrencisi, Tarık KARTAL tarafından hazırlanan “İzmir Arkeoloji Müzesi’nde Bulunan Bazı Klazomenai Lahitlerinin Restorasyon Uygulaması” başlıklı Yüksek Lisans tezi kapsamında da lahit ve kapak parçaları restore edilmiştir.

Üretimi

Yaklaşık yarım ton ağırlığında, 2 m. Uzunluğunda olan lahitlerin şekillendirilmesi ve fırınlanması oldukça zor olmalıdır. Klazomenai nekropolis alanlarında ele geçen lahit parçaları, yapım tekniği hakkında bilgiler vermektedir. Lahit yapımında kullanılan kil, iri kum taneli, kireç ve kiremit parçaları katkılıdır ve aynı zamanda pişmiş toprak mimari elemanlar ve kiremit yapımında da karşımıza çıkar.

Bu kaba kil ile lahdin ilk önce, tabanı ve yan duvarları oluşturulur. Pervaz ayrıca şekillendirilerek eklenir. Pervaz eklentisinin şekli formlar arasında farklılıklar gösterir. Form 1 ve 2 ‘nin yan duvarları bir kama gibi şekillendirilip, sonra kalıp ile pervazlar eklenir. Form 3 ve 4’ün ise yan kenarlarının üst kısmı daha geniş bırakıldıktan sonra yapıştırılan kaba kil kalıplanarak düzeltilir. Daha sonra ise lahit 3-5 mm. Kalınlığında ince bir kil tabaka ile sıvanarak pürüzsüz düz bir yüzey elde edilir. Son olarak, yüzey beyazımsı bir astar ile kaplanarak bezeme yapılabilecek hale getirilir.

Bezeme Teknikleri

Bu işlemler sırasında lahit, olasılıkla tabanı üzerinde yerde duruyordu. Sanatçı, yan kenarları ve ayakucunu bezerken, lahdin çevresinde dönerek resmetmesi gerekirdi. Başucunu boyarken ise lahdin içine girmiş olmalıdır. Lahdin özellikle başucunda yer alan siyah figür kompozisyonların oldukça karmaşık yapısı vardır. Bu nedenle, sanatçının çizmeye başlamadan önce taslak çizim yapmış olması gerekmektedir. Siyah figür tekniğinde yapılan sahnelerdeki figürler, önce bir fırça ile silüet şeklinde çizilmekteydi. İç detaylandırmalar ise beyaz ve renklerle yapılmaktaydı.

Lahdin ana panellerini bezeyen sanatçının yan pervazlar ve bantlar gibi tek düze giden bezemeleri de yapmış olmasını beklememek gerekir. Bantlar gibi daha basit bezeme alanları aynı atölyede çalışan çırak ve kalfalar tarafından çizilmiş olmalıdır. Aynı lahit üzerinde birden fazla sanatçının çalışmış olduğu daha önceden bilinmektedir. Ölçüleri oldukça büyük olan lahitlerin üzerlerindeki resimler dönemin sanat anlayışını yansıtmasının yanı sıra sanatçısının kişisel çizim tekniği de ortaya koymaktadır.

Pişmiş toprak lahitler üzerindeki bezemelerin çizim sitilleri sanatçı ve atölyelerin varlığına işaret eder. Bu sanatçı ve atölyeleri stil kritiği yolu ile tespit etmek ve aralarındaki ilişkileri saptamak mümkündür. Lahitler arasındaki stil ilişkilerini ortaya koyan bir çok araştırmacı olmuştur. Ancak Cook, lahitleri sınıflandırarak aralarındaki ilişkileri ortaya koymanın yanı sıra, stil birliği gösterenleri aynı grup altında toplayarak isimlendirmiştir. Bezemeler, Oryantalizan stilde değerlendirilmektedir.

Pişirim

Pişirim için öncelikle söylenebilecek söz, bu ağırlıkta ve kalınlıktaki lahitlerin hızlı bir şekilde pişirilmemesi gerektiğidir. Ancak, hem yüksek bir ısı sağlanıp hem de saatler sürmesi gereken bir pişirmenin nerede ve nasıl yapılacağı merak konusudur. Olasılıkla, bu büyüklükteki lahitlerin pişirilmeleri için yoğun yakıt harcanması gerektiğinden, ekonomik olarak bu lahitler, bir arada ve sıkışık bir şekilde pişirilmiş olmalıdırlar. Olasılıkla, pişirim sırasındaki ısı kaybını en az seviyede tutabilmek için pişirim alanının yüksek duvarlı ve olasılıkla üzeri kapatılabilen bir yer olduğu söylenebilir.

Çünkü, bu kalınlıktaki parçaların pişirimlerinin yavaş ve de uzun sürmesi gerektiği gibi, siyah figürün oluşumu (redüksiyon safhası) için pişirim atmosferinin iyice kontrol altında tutulması gerekir. Bu büyüklükteki bir fırın atmosferinin kontrol güçlüğünden dolayı, kazılarda çıkan bazı lahitler üzerinde renk kaymaları görülebilmektedir.

Klazomenai pişirim

Pişirim Aşamaları

Antik Yunan çömlekçiliğinde (ve günümüzde) redüksiyon pişirimi üç aşamalı olarak gerçekleşmektedir; ilk aşama normal oksidasyon safhası, burada fırında yakıt olarak ağaç ve dalları kullanılıyor. Oksijenle oluşan yoğun alev ile birlikte ürünler yaklaşık 950° C civarında pişiriliyor. İkinci aşama ise redüksiyon safhası, fırın içerisine ağaç dalları (özellikle zeytin dalları) atılarak, ürünler yoğun dumana maruz bırakılır. Bu anda fırın kapakları kapatılır ve ısı yaklaşık 900° C civarlarında olmalıdır.

Bezemelerin renkleri için gerekli dumanlı ortam elde edildikten sonra 875° C civarlarında fırın kapakları tekrar açılarak içeriye oksijen girmesi sağlanır. Daha koyu ve yoğun (demir oksit ve alkali açısından zengin) astar ile boyanmış alanlar redükte edilerek siyaha dönüştürülür. Oksijen verilmesiyle birlikte astarlanan bölümler sinterleştiklerinden parlak siyah olarak kalır. Ancak astarlanmamış bölümler redüksiyon safhasında sinterleşemediklerinden grileşirler. Oksidasyon aşamasında ise grileşen bölümler tekrar kızıllaşırlar. Kimyasal olarak bu olay, oksijen iyonlarının (değer) azalmasıdır.

Bu nedenle indirgeme olarak da tabir edilir. Redüksiyonlu pişirimde, demir ve mangan yani üç değerli oksitlerinin yeter derecede zengin olması aranır. Bu oksitler, Fe2O3 ve Mn2O3’tür. FeO ve MnO şekline indirgenirler. Fe2O3 doğada hammaddelerin içinde en fazla bulunanıdır.

Fırınlar

Kazılarda çıkarılan armut biçimindeki çömlek fırınlarında redüksiyon pişirimi, bu şekilde yapılmıştır. Ayrıca bir fırın enkazından çıkan parçalar arasında, astar oluşumunu kontrol etmek amacıyla kullanıldığı ve gerekli görüldüğünde fırın deliklerinden içeri sokulduğu düşünülen, test parçaları ele geçmiştir.

Fakat lahit pişirimleri, çömlek pişirimlerinden biraz farklı olmalıdır. Çünkü, çamur yapısıyla ve kalınlığıyla, hızlı pişirimden kaynaklı, deformasyona (patlamalara ya da çatlamalara) sebep olmamak için, pişirimin daha yavaş yapılması gerekmektedir. Olasılıkla, pişirim için hazırlanan fırın ortamı, odunların tütsüleme şeklinde içten içe yanabileceği şekilde oluşturulmuştur.

Bu şekilde yapılan bir çömlek pişiriminde, “ürünler, yavaş bir tempo ile 4-8 gün tüsü edildikten sonra, fırın 10-12 saat kuvvetli ateşte aralıksız yüksek ısıya tabi tutulmaktadır”. Yuvarlak planlı ve ızgara zeminli bu fırınlarda büyük ve küçük boyutlu seramik ürünler pişirilmektedir. Lahitlerin de bu şekilde pişiriliyor olma ihtimali vardır.

Üretim Doğrultusunda Geliştirilen Seramik Pişirim Yöntemleri Yetişkinler için olan lahitler ağırlıkları ve boyutları itibari ile seramik fırınlarında pişirmek için oldukça büyüktür. Klazomenai-de şimdiye kadar iki seramik fırını açığa çıkarılmış olmasına rağmen, lahitlerin fırınlanması ile ilgili her hangi bir veri ele geçmemiştir. Muhtemelen lahitler açık havada, in situ şeklinde üzerleri basitçe katı yakıt ile örtülerek pişirilmekte idi.

Lahitlerin bazı bölümlerinin çok bazı bölümlerinin ise oldukça az pişmiş olduğu ve hatta lahit yüzeyindeki boyalarda da siyahtan kırmızıya giden bir renk değişimi olduğu görülmektedir. Bunun nedeni lahdin pişirilmesi sırasında, ateşin kontrol edilememesi nedeniyle her yerinin aynı ısıyı almamasından kaynaklanmaktadır.

Fakat Klazomenai-li seramik sanatçıları, lahitlerin üretimleri doğrultusunda kontrolü oldukça zor olan açık ateşte indirgeme sistemini geliştirerek astarların renklendirilmesini oldukça başarılı bir şekilde geliştirmişlerdir. Bu gelişimleri, kazı çalışmaları esnasında elde edilen bulgular ile görebilmekteyiz.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz