Ölünün Mezara Taşınması, Törenler ve Hediyeler

Ölünün mezara taşınması olayı, Orta Demir Çağında ölü gömme törenlerinde çok önemli yere sahiptir. Ölen kişinin, yakılmadan ya da yakılarak gömülmeden önce mezarlık alanına taşınması gerekir. Erken Demir Çağında olduğu gibi Orta Demir Çağında da mezarlıkların yerleşim alanı dışında yer alması taşıma olayını gerektirmiştir. Taşıma işlemi olasılıkla belli bir düzen ve uygulama içerisinde yapılmıştır.

Ölünün Mezara Taşınması, Törenler ve Hediyeler

Ölü gömme geleneklerinde mezara taşıma işlemi sırasında özel nitelikli bir taşıtın kullanılmış olabileceğinin yanı sıra, günlük işlerde kullanılan taşıtların da bu işlev için kullanılmış olabileceği belirtilmiştir. Toprak kale kazılarında ele geçen iki mühür baskısı üzerindeki betimlemelerde, ölünün bir tabut içinde dört tekerlekli arabaya konarak mezarlık alanına getirildiği görülmektedir. Birinci mühür baskısında araba, insan figürünün arkasında kalan grifon tarafından çekiliyor olmalıydı. ikinci mühür baskısında da araba sahnesi betimlenmiştir.

Bu mühür baskısındaki sahnede, kıvrık boynuzları olan bir hayvan tekne şeklinde gösterilmiş bir nesneyi çekmektedir. Ayrıca sahnenin önünde ve arkasında bazı figürler bulunmaktadır. Arabaların küvet şeklindeki görüntüsü bunların lahit olabileceği düşüncesini akla getirmektedir. Mistik bir sahne içeren mühür baskılarında fantastik yaratıklar olan grifonların çektiği arabalar, simgesel olarak ölülerin ruhlarını yer altına götürüyor olmalıdır. Bu sahneler üzerine araştırmacılar tarafından farklı görüşler bulunmaktadır.

Ölünün Mezara Taşınması, mezara ilerleyiş

Ölü mezarlığa getirildikten sonraki bir diğer aşamada ölünün mezara taşınmasıdır. Toprak altına inşa edilen ya da toprak altındaki ana kayaya yapılan mezarlarda ölünün mezar içine bırakılması daha kolay olmasına karşın kayalık alanlarda ulaşım daha zordur. Örneğin Van Kalesindeki I. Argiti mezarı ve yakarak gömü yapılan mezara iki yönlü basamaklar yapılmıştır. Bunların dışında yer altına yapılan mezarlara da aynı amaçlı merdivenler yapılmıştır. Kral ve soylu sınıfa ait kişilerin mezarlarına çok basamaklı merdivenlerle girilirken halka ait mezarlara bir ya da birkaç basamaklı merdivenle girildiği belirtilmiştir.

Çeşitli Yerleşimlerden Benzeri Sahneler

Ölünün mezara taşınması ile ilgili benzeri sahneler, Ağlayan Kadınlar Lahtinde ve Çeçtepe Kaya Kabartmasında betimlenmiştir. Ölünün sanduka ya da lahit içinde törensel taşınmasını içeren Ekphora adı verilen sahnelere, M.Ö. 5.Anadolu-Pers eserlerinde de çokça rastlanır. Bu tür eserlerden Köseresul I, Köseresul II, Elnaf ve Addanın stellerinde üzerlerinde lahit türü yükler bulunan atlı arabaların taşıdığı sahneler de vardır. Boğazköy kökenli Hitit çivi yazılı tabletlerde (M.Ö. 14-13. y.y) krali bir cesedin yakma töreni aktarılmıştır. Yakma işlemi öncesinde ölü bir araba üzerinde taşınıyor ifadesi kullanılmıştır.

Ölünün Mezara Taşınması, Törenler

Kurban Töreni

Çok eski çağlardan beri, ölü gömme törenleri sırasında tanrıya kurban sunulmaktadır. Bu durum insanların kendilerini koruma güdüsü ya da şükran duygusu olarak açıklanabilir. Ayrıca ölüyle birlikte mezara sunu kapları içinde yiyecek ve içeceklerin bırakılması da ruhların yaşayanlara rahatsızlık vermemesi amacıyla konulduklarını akla getirmektedir.

Kronolojisi tartışmalı olan Doğubayazıt kaya mezarı cephesi figüratif kabartmalı tek kaya mezarıdır. Mezar girişinin her iki kenarındaki kabartmalarda olasılıkla bir kurban sahnesinin betimlendiği söylenmiştir. Girişin solunda iki elini açmış bir figür bulunmaktadır. Bu figür mezar sahibini simgelemektedir. Figürün önünde bir keçi bulunmaktadır. Girişin sağında ise çift boynuzlu başlığı bulunan tanrı kabartması betimlenmiştir. Bu sahnenin kurban hayvanı sunuş sahnesi olduğu düşünülür.

Kurban törenleri, uygun alanların olduğu bazı mezarlarda düzenlenmiştir. Van-Edremit-deki Kadembastı mezarı bu tarz örneklerden biridir. Mezar girişinin hemen yanında yer alan bir çukur ve ona bağlı kanal, kurban ve libasyon törenlerinde kullanılmış olmalıdır. Ayrıca anakaya üzerine yapılan ve “kaya işaretleri” olarak adlandırılan kanallarda mevcuttur. Bu tür kanallar Atabindi mezarlarının üst kısmında, Kadembastı mezarı yakınında ve Van Kalesinde küçük bir kaya platformunun üzerinde görülmektedir. Bu kanallar kurban kanının akıtıldığı çukurlar olarak düşünülmüştür. Son dönemlerde anıtsal kaya işaretleri üzerine etnoarkeolojik bir çalışma yapan E. Konyar ahşap araba aksamlarına uygun biçimi vermek için yapılmış kalıplar olduğunu savunmaktadır. Ayrıca kurbanlık hayvanların mezarlık alanında kesildikleri de tam olarak bilinmemektedir. Çünkü kazısı yapılan mezarlık alanlarında kurban sunakları bulunamamıştır.

Kurban törenlerine ait başlıca somut buluntular  mezarlar içinde ele geçmiştir. Mezarlarda bulunan sığır, koyun ve keçi parçaları, kurban törenleri ile ilgili olmalıdır. Doğu Anadoluda Orta Demir Çağına tarihlenen mezarlıklar içinde Liçde yan yana üç at gömüsü bulunmuştur. Bu da atların kurban amacıyla kesilerek mezarlara bırakıldığını göstermektedir. Ölülere kurban edilen hayvanların bazı bölümleri kurban ya da ziyafet törenlerinden sonra saklanabilmekteydi. Karmir Blur, Toprakkale ve Bastamda elde edilen bulgular bu tür bir uygulamayı destekler niteliktedir. Lehmann Haupt Toprak kaledeki Ölüler Evinde insan iskeletleri ve yanmış hayvan kemikleri bulmuştur. Bu kemikleri tapınak kurbanının kutsal kalıntıları olarak yorumlamıştır. Piotrovsky Karmir-Blurda ortaya çıkardığı bir grup küçükbaş hayvan kemiklerinin kurban kalıntıları olabileceğini düşünmektedir. Bastamda çok sayıda yanmış ve kırılmış hayvan kemikleri paketlenmiş olarak kil bullalarla birlikte bulunmuştur.

Ölü Yemeği

Ölünün mezara konulmasının ardından ölü yemeği düzenlenmiş olmalıdır. Ölü yemeği Anadolu’nun en eski geleneklerinden biri olarak Doğu Anadolu’da yaşamaya devam etmiştir. Mezarların içinde yemeğe ilişkin bulgulara sık olarak rastlanmamasına karın ele geçen çanak çömlek ve hayvan kemiği gibi bir takım buluntular böyle bir yemeğin varlığını ortaya koymaktadır. Bunların dışında mühürler, steller, duvar resimleri ve tunç levhalar üzerinde betimlenen sahnelerde ölü yemeği ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.

Ziyafet sahneleri ile ilişkili olan  ölü kültü hakkında bilinenler azdır. Mezarlık alanlarında kaya mezarlarının önlerinde yapılan tapınmalar önemli bir yer tutar. Ölünün arkasından, özellikle inhumasyon tarzı gömülerde yemeğinin yenmesi, ölü için ziyafet verilmesi önemli ritüellerden birisidir. Van/Ayanis Kalesi mezarlık kazılarında, urnenin üzerinde düz durumda bir çanak ve bu çanağı örten ikinci bir çanak bulunmuştur. Çanak içinde ölü için bırakılmış ölü yemeğinin olması, kremasyonda da ölü yemeği merasiminin yapıldığı önerilmektedir. 

Cenaze törenleri sonrası veya öncesinde yemek yapıldığını bilmekteyiz.  ziyafet törenlerinin ölü için yapıldığını gösterir kanıtlar vardır. Ancak  betimlenen ziyafet sahnelerin ölü kültü ile ilişkili olduğunu söylemek de zordur. Çeşitli eserler üzerindeki libasyon sahneleri, açık havada yapılan etkinlikler, masalar üzerindeki yiyecek ve içeceklerin bulunmasından hareketle bu sahnelerin ölü ziyafeti olduğu yorumları yapılmaktadır. Ancak ne yazıtlarda cenaze merasimi konusunda bilgi bulunmakta ne de adak levhaları ve kemer parçaları üzerindeki ziyafet sahnelerinde cenaze merasimini gösteren betimlemeler vardır.

Mezar odalarına ölü armağanı ve yemeği konulmuştur. Ölü yemeği büyük bir olasılıkla mezarlık alanında pişiriliyordu. Elazığ/Kaleköy, Karagündüz ve Dilkayada kurbanlık etlerin pişirilmesi için kullanıldığı düşünülen ocaklar ve tandırlar bulunmuştur. Yemeği pişirme aşamasından sonra yemeğin nerede ve ne tip kaplarda yendiği sorusu akla gelir. Mühür ve kabartmalar incelendiğinde ölü yemeği için masaların kullanıldığı belirtilmiştir. Masalar farklı ve çeşitli boylarda olabilmektedir. Masaların yanı sıra içecekler için de; kulplu testiler, çanak ve kaseler kullanılmıştır. Masanın üzerinde büyükçe bir kabın içine açık ekmek olarak adlandırılan ekmeklerin bırakıldığı söylenmiştir.

Mezarda Bulunan Kaplar

Mezar odaları içinde bulunan ve bazen sayıları yüzleri geçen çanak ve çömlekler ölü yemeğinin konulduğu kaplardır. Kara gündüz mezarlarında bu durumu kanıtlayan, içinde hayvan kemikleri saptanan çanaklar in situ biçimde bulunmuştur. Çanaklara genellikle etli yemeklerin konulduğu söylenebilir. Bunun yanında özellikle Yonca tepe mezarlarının bazılarının içlerinde saptanan üzüm, buğday, nohut kalıntıları, tahıl veya meyve cinsinden besinlerin de ölü yemeği olarak sunulduğunu ve kaselere konulduğunu göstermektedir. Çömlek ve testi tipi kaplara ise genellikle içecek konulduğu düşünülmektedir.

Doğu Anadolu’da basit toprak mezarların bir kısmında ölülerin baş uçlarında bazı kapların ele geçtiği bilinmektedir. Iğdır mezarlığında kayalığın batısındaki H alanında dağılmış durumda olmasına karşın iskeletlerin yanında bir kap, testi ve çeşitli formlarda seramik parçaları bulunmuştur. Kalecik yakınında bulunan mezarda da iskeletlerin yanında bir çanağın bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ayanis I nolu basit toprak mezarda tunç küpelerin yanı sıra iskeletin kafasının yanında iki kulplu bir maşrapa ve iki kaba ait parçalar tespit edilmiştir.  Bu durumun, gömü geleneğindeki benzerliği gösterdiği vurgulanmıştır. Patnos-Dedeli  mezarında iskeletin ayağının dibinde ve mezara girişte merdivenin solunda bulunan hayvan iskeletleri ziyafet sonrası ölülerin yanına bırakılan yiyeceklerden arta kalan parçalar olduğu ifade edilmiştir.

Ölülerle ilgili ziyafet sahneleri ayrıca mezarlarla ilişkili bazı taş eserler üzerine de yapılmıştır. Ahiran Lahiti bu eserlerden biridir. Burada taht ya da yüksek bir sandalye üzerinde oturan bir eli ile lotus çiçeği tutan sakallı kişinin önündeki masanın üzerinde yiyecekler bulunmaktadır. Bu ziyafet sahneleri K. Suriye mezar stelleri, Hamada bulunan bir mezar stelinde, Maraş ve Zincirli stellerinde de mevcuttur. Anadolu-Pers sanatının yaygın eserleri içinde görülen mezar stellerinin başlıca konularından biri ziyafet sahneleridir.

Libasyon Sahnesi

Ölü gömme törenleri içerisinde libasyon sahnesi de uygulanmaktadır. Libasyonlar kurban kanı, şarap ve su kullanılarak her türlü dini törenlerde ve ölü gömmeler sırasında yapılmış olmalıdır. Mezar içinde ve mezar dışındaki libasyon sahnelerinde daha çok taşınabilir türden tunç kazanlar ya da farklı formlardaki küplerin kullanılmış olabileceği söylenmiştir.

Libasyon, açık hava tapınaklarında ve mezarların dışında gerçekleştirilmıştir. Altıntepede stellerin önündeki sunağa ölünün ruhu için yonca ağızlı bir testi ile şarap ya da kurban kanı libasyonu yapılmaktaydı. Yapılan libasyon ile ölünün tanrılara olan bağlılığı gösterilmiş olmalıdır. . Toprakkalede bulunan mühür baskıda, ölü arabası olduğu belirtilen arabanın arkasında bulunan kişi bir eliyle tuttuğu nesneyle yere sıvı dökmektedir. Olasılıkla burada da ölü için tanrıya adak yapılmaktaydı. Dilkayada CC15c plankaresinde, taş-sandık mezar yanında ele geçen içe dönük ağız kenarlı çanak üzerinde libasyon sahnesi olduğu belirtilir. Taş-sandık mezarın yanında ele geçmesinden dolayı mezardaki gömü için libasyon yapıldığı düşünülmektedir.

Çeşitli Yerleşimlerden Benzeri Sahneler: Libasyon betimlemeleri Hitit ve Geç Hitit kabartmalarında özenle işlenmişlerdir. III. Hattuşilişnin Fraktin kabartmasında ve Malatya kabartmalarında libasyon sahneleri görülür. Geç Asur silindir mühürleri üzerinde de bu sahnelere rastlanır. Benzeri mühürler Nimrud, Sultantepe ve Dilkayadada saptanmıştır.

Ölünün Mezara Taşınması, Defin işlemi.

Mezar Armağanları

Ölümden sonra yaşamın olduğuna inanan insanlar mezarlarını evleri gibi döşemişlerdir. Mezarlarda ele geçirilen mobilya aksamları, günlük kullanım eşyalarının çok ötesinde, oldukça değerli metallerle süslenip sağlamlaştırılmış özel mezar donatılarıdır. Birçok mezar odalarında masa üstlerinde yiyecek ve içecek kapları bulunmuştur.

Ölü armağanları çoğunlukla, ölünün ardında bıraktığı ve yaşayanlar tarafından mezarlara bırakılan eserlerdir. Antik mezarlara bakıldığında çanak çömleklerle birlikte çok sayıda eserin de bırakıldığı görülmektedir. Bunlar; kişisel süs eşyaları, törensel aletler ve silahlardan oluşmaktadır. Bu eserler  ölü gömme geleneğini algılamamızı sağlayan önemli bilgiler taşır. Mezarlardaki eşyalar ölünün cinsiyetine göre değişmektedir. Erkek gömülerinde; at heykelcikleri, koşum takımları, ok, mızrak ucu, bıçak gibi silahlar, kadın gömülerinde ise saç ve elbise iğnesi, fibula, küpe gibi armağanların olduğu belirtilmiştir.

Urnelerdeki hediyelerin ise bazen içine bazen de dışına bırakıldığı görülür. Ancak bu uygulama bütün gömülerde görülmez. Bu durum olasılıkla ölünün sosyal statüsüyle ilişkilidir. Örneğin Dilkayada 19 urneden sadece 4 tanesinde buluntu ele geçmiştir. Dilkayada urnenin içinde konsantrik daire bezemeli bir taş ağırşak, haha başlı tunç iğne, kırılmış durumda kemer parçaları, yılan başlı bilezik, küpe, ağırşak ve bir taş boncuk ele geçmiştir. Urnelerin yanında ise biri ezilmiş diğeri de kıvrılmış iki kemer bulunmuştur. Dilkaya mezarlık alanında ele geçen urnelerin hiçbirinde erkek gömülere ait olduğu belirtilen silah bulunamamıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz