Trakya Tümülüsleri Yükseklikleri ve Çapları

Trakya tümülüsleri günümüze kadar korunarak gelmiş olanlarının yükseklikleri ve çaplarının birbirlerine orantılı bir şekilde yapıldığını görmekteyiz. Bu doğru orantılı durum neredeyse korunan bütün tümülüslerde görülür. Yüksekliğe bağlı olarak tümülüslerin çapları da genişlemektedir. Sadece bazı basık ve yayvan tümülüslerde bu durum farklılık gösterir.

Çiftçilerin tarım için tahribata uğrattığı yüzlerce tümülüsün yükseklik ve çap oranları bozulmuştur. Bundan dolayı herhangi bir şekilde fikir edinmemiz söz konusu değildir.

Trakya Tümülüsleri, yükseklik ve çapları

Tümülüs Yükseklikleri

Trakya Tümülüsleri yapılan istatistiğe göre; özgün yükseklikleri 1 m. ile 3 m. arasında değişen tümülüsler, tespit ettiğim tümülüslerin arasında % 42’lik bir orana sahiptir. Bu 418 adet tümülüsden 178 adeti Erken Demir Çağına tarihlendirilen tümülüslerdir. Bu 1m. ile 3 m. arasında yüksekliklere sahip tümülüslerin çapları da, genel olarak 10 m. ile 30 m. arasında değişmektedir.

Özgün yükseklikleri 3 m. ile 5 m. arasında değişen 279 adet tümülüs bulunmaktadır. Bu yükseklik dilimindeki tümülüsler, % 28’lik bir oranla ikinci sırada yer alır. Bu dilimdeki tümülüslerin % 60’a yakın bir bölümü neredeyse tahrip olmuş durumdadır. Bu dilimde de tarım tahribatı oldukça belirgindir. Bu yükseklik grubunda Erken Demir Çağı’na tarihlendirilen sadece 1 adet tümülüs vardır. Bu da Kırklareli Vize ilçesinde bulunan Çakıllı tümülüsüdür.

5 m. ile 7 m. arasında yüksekliğe sahip olan 152 adet tümülüs tespit edilmiştir. Bu da tüm tümülüsler içinde % 15’lik bir oranı temsil etmektedir.

7 m. ile 10 m. arasında yüksekliği olan 107 adet tümülüs mevcuttur ve bu da tespit ettiğim tümülüsler arasında % 11’lik bir oranı ifade etmektedir.

10 m. ile 15 m. arasında yüksekliği olan 34 adet tümülüs tespit edebildim. Bu 34 adet tümülüs % 3’lük dilimi ifade etmektedir. Bu dilimden itibaren anıtsal ölçülerdeki tümülüslerle karşılaşmaya başlarız.

15 m. ile 20 m. arasında 10 adet, 20 m. ile 30 m. arasında ise sadece 3 adet tümülüs bulunmaktadır. 10-15 m. den başlayan ve 30 m. ye kadar uzanan bu 47 adet tümülüsün, Trakya bölgesinde yaşamış ve oldukça önemli mevkilerde bulunmuş yönetici sınıfın bireylerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Genel olarak değerlendirildiğin de; Erken Demir Çağ tümülüsleri ezici bir oranla 1-3 m.lik yükseklik diliminde yer almaktadır. Yüksekliği 5 m. den başlayıp 30 m.ye kadar uzanan, kısmen de olsa pek dokunulmamış, korunabilen tümülüslerin çok büyük çoğunluğu Klasik, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait olmalıdır.

Doğu Trakya’daki tümülüs tipi mezar anıtı yapma geleneğinde, 5m. ile 10 m. arası yüksekliğe sahip olan tümülüslerin, diğer yükseklik dilimlerine oranla daha fazla sayıda yapıldığı yukarıdaki istatistikte görülmektedir. Tahrip edilen, tarla haline getirilen tümülüsler çıkarıldığın da bu oranın oldukça baskın bir şekilde göze çarptığı görülmektedir.

Tümülüs Çapları

Trakya Tümülüsleri çaplarında da bu durum görülebilmektedir. 10 m. ile 30 m. arasında çapları olan tümülüslerin toplam tümülüslere oranı % 53 olarak görülmektedir. Bu çapları 10 m. ile 30 m.lik dilime giren 533 adet tümülüsün içinde Erken Demir Çağı tümülüsleri ile birlikte tarım tahribatına uğrayarak, yüksekliklerinin çok büyük bir bölümünü kaybetmiş olan tümülüsler de bulunmaktadır.

30 m. ile 50m. arasında değişen çaplara sahip 372 adet tümülüs bulunur. Genel dökümde % 37’lik bir dilime sahip olan bu tümülüslerinde büyük bölümünde, tarım tahribatının etkisi oldukça net bir şekilde görülmektedir.

50 m. ile 70 m. arasında çapları olan tümülüslerin sayısı 76’dır ve bu ölçülerdeki tümülüslerin tüm tespit edilen tümülüslere oranı % 8’dir. 70 m. ile 90 m. arasında 9 tümülüs, 90 m. ve üzeri çaplara sahip 13 adet tümülüs bulunmaktadır.

Tespit ettiğim tümülüslerin çapları değerlendirildiğin de, Erken Demir Çağ tümülüslerinin hepsinin 10 m. ile 30 m.lik dilimde yer aldıkları görülmektedir. Erken Demir Çağı tümülüsleri hariç, 10 m. ile 30 m. arası çaplara sahip tümülüslerin neredeyse % 70’inin tarımdan kaynaklanan tahribatlar nedeniyle, özgün çaplarını koruyamadıkları anlaşılmaktadır. Ancak bu durum 30 m. ile 50 m.nin üzerindeki çaplara sahip tümülüslerde görülmez. Genel olarak Doğu Trakya’da bulunan korunmuş tümülüslerin büyük çoğunluğunun çaplarının 30 m. ile 70 m. arasında değiştiğini söyleyebiliriz. 70 m. ve üzerindeki çaplar tümülüs yüksekliklerinde de belirtildiği üzere çok üst düzey yöneticilerin mezarları olmalıdır.

En Büyük Tümülüs

Bu çok büyük ölçülere sahip olan tümülüsler arasında birinci sırada Çanakkale Gelibolu’da bulunan Sivritepe tümülüsü gelmektedir. Bu tümülüs yaklaşık olarak 30 m. yüksekliğinde, 120 m. çapındadır. Çanakkale Boğazı’na hakim bir tepe üzerinde bulunan bu tümülüs, konumuyla oldukça dikkat çekicidir. Askeri bölge içerisinde yer alan bu tümülüsün içinde yaklaşık 20 m. uzunluğunda bir dromos bulunmaktadır.

Askeri yetkililer fotoğraf çekilmesine ve ölçü alınmasına izin vermedikleri için çok detaylı bir araştırma yapılamamıştır. Tümülüsün içinde bulunan dromosun duvar örgüsünden dolayı bu yığma tepenin Hellenistik döneme tarihlendirilebileceği düşünülmüştür.

Doğu Trakya’nın en büyük ikinci tümülüsü ise İstanbul Silivri’de bulunan Eski Çanta C tümülüsüdür. Bu tümülüs, 27 m. yükseklik ve 100 m.’nin üzerindeki çapıyla oldukça yüksek bir tepenin zirvesinde bulunmaktadır. Bu tümülüsün yanında, ölçüleri bu tümülüsden oldukça küçük olan iki tümülüs daha bulunmaktadır. Eski Çanta C tümülüsü konumundan dolayı oldukça etkileyicidir. Üçüncü en yüksek tümülüs ise Tekirdağ Şarköy’de bulunan Kocahöyük tümülüsüdür. Bu tümülüslerin arkasından 17 m.lik yükseklikleriyle Perinthos B ve Umurca A tümülüsleri gelmektedir.

Doğu Trakya Tümülüslerinin Dönemleri

Doğu Trakya tümülüsleri-nde yapılan arkeolojik kazılar, tümülüs tipi ölü gömme geleneğinin bu bölgedeki en erken örneklerinin Erken Demir Çağı ile birlikte ortaya çıktığını göstermektedir. Balkanlarda özellikle de Bulgaristan’da yapılan arkeolojik kazılar, Batı Trakya’da tümülüs tipi ölü gömme geleneğinin Erken Tunç Çağı başlarından itibaren kullanıldığını göstermektedir. Doğu Trakya’da yapılan bilimsel tümülüs kazılarının sayısının oldukça az ve bu yapılan kazıların da büyük bölümünün sadece kurtarma kazısı şeklinde olması, bu tip problemlerin çözülmesine yönelik pek bir katkı sağlamamıştır.

Bu tümülüslerden sadece Kırklareli Taşlıcabayır tümülüsü, Lalapaşa Arpalık dolmenli tümülüsü, Lalapaşa Hacılar dolmeni ve Kırklareli Vize Çakıllı dolmenli tümülüsü  kazılmıştır. İleriki yıllarda daha sistematik araştırmaların yapılması bu tip soruların cevaplarının ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır.

Trakya Tümülüsleri, dönemleri

Doğu Trakya’da Erken Demir Çağı’na tarihlendirilen tümülüsler, diğer tümülüslere oranla daha kolay belirlenebilmektedir. Genellikle 1 m. ile 3 m. arası yüksekliğe ve 10 m. ile 30 m. arası çapa sahip olan bu tümülüslerin tepe dolgusunda küçük moloz taşlar kullanılmıştır. Bir çoğunda bu tümülüsleri çevreleyen taş sırası bulunmaktadır. Erken Demir Çağı tümülüsleri arasında içinde dolmen bulunan tümülüslerde önemli yer tutar.

Erken Demir Çağı’na tarihlendirilen 204 adet tümülüs saptadım. Bunların tespit ettiğim tümülüslere oranı % 18’lik bir dilimi ifade etmektedir. Erken Demir Çağ tümülüslerinin ister dolmenli, isterse taşlı tepeli olsun çok büyük bölümünün bölgenin kuzey bölümünde, Istranca Dağlarının eteklerinde yer alan hakim tepelerde bulundukları görülmektedir. Açıkta bulunan, üzerindeki tümülüs örtüsü kaybolmuş dolmenlere ise, bölgenin kuzeybatısında yer alan Edirne’nin Lalapaşa İlçesi ile Kırklareli’ne bağlı Kofçaz’ın kuzeyinde Istranca dağ silsilesinin eteklerinde sıklıkla rastlanılmaktadır.

Dolmenler

Doğu Trakya’da günümüze kadar 118 adet dolmen tespit edilmiştir. Dolmenlere en batıda Edirne’nin Lalapaşa İlçesi’ne bağlı Donbay, Donköy ve Hanlıyenice köylerinde, en doğuda ve güneyde Kırklareli’nin Vize İlçesinde, en kuzeyde ise Kırklareli’nin Kofçaz İlçesi Topçular Köyü civarında rastlanılmıştır.

Doğu Trakya’da henüz Arkaik ve Klasik dönemlere tarihlendilen bir tümülüs bulunamamıştır. Yapılan arkeolojik kazıların azlığı göz önüne alındığında bu dönemlere ait tümülüs yoktur demek doğru bir ifade olmayacaktır.

Doğu Trakya’da Erken Demir Çağı tümülüslerinden sonra en fazla Hellenistik döneme tarihlendirilen tümülüslerin olduğu görülmektedir. Ancak bu ifade günümüze kadar yapılan hem bilimsel hem de kaçak kazılar sonucunda elde edilen verileri kapsamaktadır. Yapılan çalışmaların azlığından dolayı genel bir yargıya varmak şu aşamada doğru bir nitelendirme olmayacaktır.

Hellenistik döneme tarihlendirilen toplam 22 adet tümülüs bulunabilmiştir Hellenistik mezarların çok büyük bir bölümü bilimsel kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarların neredeyse hepsi M.Ö. IV. yüzyılda yapılmıştır. Hellenistik dönem mezarlarında özellikle kubbeli tholos mezarlar, Makedonya tipi tonozlu mezarlar ve lahit mezarların oldukça sık bir şekilde kullanıldığı görülmektedir.

Roma Dönemi Tümülüsler

Trakya’da Roma dönemine tarihlendirilen 18 adet tümülüs bulunmuştur. Bunlar da yine arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Özellikle Prof. Dr. Mansel’in Kırklareli Vize, Lüleburgaz çevresinde yapmış olduğu kazılar sırasında bulduğu mezarların çok büyük bir bölümü, Roma dönemine tarihlendirilmiştir.

Yine bölgedeki müzelerin yapmış olduğu kurtarma kazılarında da Roma dönemine tarihlendirilen mezarlar bulunmuştur. Roma dönemine tarihlendirilen tümülüslerin tespit edilebilen tümülüslere oranı ise % 2’dir. Roma dönemi tümülüslerinin genellikle M.S. I. ve II. yüzyıllara tarihlendirildikleri görülür. Bu dönem mezarlarından sadece Kırklareli Vize A tümülüsünde mimari bir oluşum söz konusudur. Bunların dışındaki tümülüslerde genellikle lahit, kiremit mezar ve çukur mezarlı gömüler şeklinde bir anlayış bulunmaktadır.

Doğu Trakya tümülüsleri-nin büyük bölümünde dönem tespiti yapılabilmesi söz konusu değildir. Erken Demir Çağı tümülüsleri hariç, bilimsel ya da kaçak kazılar sonucunda mezarlara ait herhangi bir ipucu ortaya çıkmadan, bu mezarları genel yargılarla tarihleyebilmek mümkün değildir. Bundan dolayı tespit etmiş olduğum tümülüslerin oldukça önemli bir bölümünde herhangi bir tarihlendirme yapılamamıştır

Doğu Trakya Tümülüsleri Bilimsel ve Kaçak Kazı Durumları.

Doğu Trakya Tümülüsleri sadece 34 adetinde bilimsel kazı gerçekleştirilmiştir. Bu da tespit ettiğim tümülüslerde % 3’lük bir orana karşılık gelmektedir. Bu bilimsel kazıların önemli bir bölümü de kurtarma kazısı şeklindedir. Sistematik kazılar, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Prof. Dr. Mansel tarafından sadece belirli bir bölgede gerçekleştirilen çalışmalardan ibarettir. Prof. Dr. Mansel’den sonra bir daha o boyutlarda bir çalışma gerçekleştirilememiştir.

trakya tümülüsleri kaçak kazı istatiği

Tümülüslerin çok büyük bölümünün tarım arazisi içerisinde kaldığını ve yapılan ziraat çalışmalarından dolayı da büyük tahribatlara uğradıklarını belirtmiştik. Bu tarım faaliyetleri sonucunda gerçekteki boyutlarını kaybeden tümülüslerin çoğunluğunda, gözle görülür bir kaçak kazı faaliyeti yapılmamıştır. Mezar anıtı vasıflarını yitirdikleri için artık defineciler tarafından fark edilememektedirler.

Tespit ettiğim tümülüslerden 200-250 adet civarındaki sağlam tümülüsde herhangi bir kaçak kazı faaliyetinde bulunulmamıştır. Kaçak kazı olmayan bu tümülüsler, yerleşim yerlerine ve ana yollara oldukça yakın oldukları için defineciler tarafından kazılamamaktadır. Yaklaşık 450 tümülüs ise tarımsal faaliyetlerden dolayı oldukça ufaldığı için definecilerin dikkatini çekmemektedirler.

İstatistikte de görüldüğü üzere, şu ana kadar 374 adet tümülüsde kaçak kazı tespit edilmiştir. Bu kaçak kazıların önemli bir bölümü ufak kazı çukurları ve tüneller şeklindedir. Ancak, yaklaşık 60 kadarında iş makinesi ile yapılan büyük ölçekli kaçak kazı girişimi bulunmaktadır ki bu yöntem, kaçak kazılar arasında en çok tahribat veren yöntemdir.

örnek tümülüsleri

Osmanlı İzleme Tepeleri

Trakya’nın birkaç köyünde de tümülüslerin ne amaçla yapıldığı bilinmemekte, Osmanlı döneminde yapılan düşman izleme tepeleri şeklinde algılanmaktadır. Bu tip yargılara sahip olan köylerde de defineci tahribatına rastlanılmamıştır. Ancak Bilimsel kazıların çok az sayıda olması, sadece kurtarma kazıları şeklinde yılda bir ya da iki tümülüsün kazılması yeterli gibi gözükmemektedir. Araştırmam sırasında birçok tümülüsün yeni kazılara maruz kaldığı, güvenlik güçlerinin almış olduğu önlemlerin yeterli gelmediği görülmüştür. Bu gidişle yaklaşık 20 yıllık bir süreç içinde yerleşim yerlerinin uzağında olan yüzlerce tümülüsün kaçak kazıcılar tarafından soyularak tahrip edileceği görülmektedir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz