DefinecilikDefine İşaretleriKayada oymaAntik paralarMaden yataklarıDedektör

Volçan Anlatıyor, Çatal Kaya, Korsan Mağarası ve Kılıçlı Mağara, Edirne

Volçan Çatal Kaya ve Korsan Mağarasını Anlatıyor, Edirne

Ben volçan; Uzun zamandır kayda geçme fırsatı bulamamıştım. Hatırlamakta zorluk çekmeme sebep olacak o kadar zor anlar yaşar olduk ki; kayıt etmemin zaruri olduğu kanaatine vardım.

Çatal Kaya

Edirneyi Konstantine ye bağlayan yol üzerinde tarihi çok büyük bir meşe ağacının gölgesinde yaz günü konakladık. Burası şirin bir gölün kıyısında olup derin surlarla kaplı eski kasaba harabelerinin yanındaki mahale Çatal kaya derler. Çatal kayanın kuzeyinde bir göl olup adına yaban domuzu yada bataklığı denir . Küçüktür bana göre göz kararı ile tahmin etmem gerekirse en fazla iki harman genişliğindedir.

Gölün ortasına gelen büyük bir kaya üzerinde yontma yol genişliğinde oyuk işareti mevcuttur. İki tarafında da kadın cinsel organının şaheser bir resmi görülür. Erkek cinsel organını ise aksi istikamette yani karşı tarafında görebilirsiniz. Otuz iki cm uzunluğunda olmakla beraber kabartma ve iridir. Kadın cinsel organı ise zevkten inler durumda resim edilmiştir. Tamı tamına yüz seksen iki bin adet Reşat altını bu taşın altına defin edilmiştir. Üzerine ise yüz yirmi bir küp şarap dökülmüştür. Bu paranın tılsımı budur.

Bütün bu işlemler tam olarak altı günümüze mal oldu. Yanımda ise sadık adamlarım dan yedisi vardı. Bunlar sırası ile Panov, Adriyano, Vasil, Dimitrov, Petrov, Slançev ve Yovani idiler. Ben Volçan Voyvoda olarak tüm bunların başıydım.

Korsan Mağarası

Yıl bin yediyüz kırk iki ( 1742 ) Kasım ayında yedi yüz seksen kişilik bir birliğim Vasilevski nin kumandasında ansızın İskenderiye den çıka geldi. Bol miktarda nevale almışlardı Vasilevski nin yanında Baltınar lı kara yılan tahta bacak ahmak batrian Edremitli kör soryan Adriyatikli defrian bir araya gelmişlerdi.

Üç parça gemide doksan ton ağırlığında nevale kıymeti bariz tıka basa doluydu. Birleşik arap emirliklerinin ve krallarının Osmanlı devletine hediye olarak göndermiş oldukları hazineleri bir araya toplamışlardı. Oldukça büyük korsan yapısı bir mağaranın önünde gemileri demirlediler. Onları oldukça sevinçli karşıladık o akşam ateş yaktırdım. Balık ve şarap içtik başlarından geçenleri anlattılar bize. Doğru söylemek gerekirse bir an adamlarımla gurur duydum.

Ertesi sabah erken saatlerde malı toplam bin iki yüz adamla mağaraya taşımaya başladık. Aralık ayının ilk yarısı hala üç gemiden müteşekkil malı mağaraya taşımakla meşgulüz aralık ayının son günleri. Bitkin ve uykusuz bir şekilde malı çekmeye ve ebedi istiraatgahına yerleştiriyoruz. Çalışma bitkinlik vermeye başlamıştı. Yeni yıla girdik, (1742) ocak ayının ilk birkaç günü malı çektik Petrovun bana söylemesi seksen gün çalışmıştık. Ama sonuç memnuniyet verici idi.

Osmanlı zor günler yaşamaya başlamıştı. Malları taşıdıktan sonra geriye boş gemiler kalmıştı, onların icabına bakmanın zamanı idi. Gemileri ayrı ayrı bir eşkenar üçgen biçiminde denizin en derin olduğu bölgede batırdık. Burası tamamen kuzeye cepelidir. Müstakiliyeti ilelebet payidar olacaktır.

Mağaranın ağzı onsekiz adım yüksekliğinde on bir adım genişliğindedir. Bir yelkenlinin rahatça girebileceği konumdadır. İçeride ise bir delikten yüz otuz bir merdivenle yukarı çıkarız buradan bir odaya gireriz. Beş yüz elli oktav ebadında kos kocaman bir oda ve tıka basa doludur. Manzarası ise muhteşemdi. Bu yolu kapattık açması fevkalade zordur. Girmek için odanın kenarından kapısı olup horasanla sıvalıdır. Bu bana göre oldukça kolaydır. Yalnız yukarıdan yirmi bir kulaç sarkmak gerekir. Bir çekiç ve murçla kırıp girilebilir. Bu işin marifeti neticesinde kumandanlarıma muazzam bir ziyafet verdim.

Kılıçlı Mağara

Bu mağaramıza giderken yeşil akan bir su görürsünüz. Kılıçlı mağaramızın girişi dardır girilmesi halinde sürünmek zorunda kalınır. Büyük mahzene geldiğinizde ağzınızda biriken tükürüğü yutmakta zorlanacaksın. Gerek kapı ağzındaki gördüğün gerekse ilerde karşında gördüğün manzara iliklerine kadar kas katı kesilmene neden olacaktır. Bana göre en muhteşem anım ve en büyük çalışmalarımdan biri burasıdır. İçeriye girebilmen halinde göreceğin çok şey var.

Kılıçlı mağaramın civarında piliçli tavuk dediğimiz bir tavuk beş adet yavrusundan ibaret olup kabartma olarak değerli adamım olan slançev tarafından yapılmıştır. Bunların bulunması halinde bilinmeli ki burası benim birinci bölgemdir. Piliçli tavuğumu bulursanız Muaffak olmamanız için hiçbir sebep yoktur. Ana tavuktan yetmiş metre kuzeye yürüdüm simsiyah bir kayada sadece tek bir karayılan resmi gördüm. Ağzı şimale bakıyor boyu ise yirmi yedi cm dır.

Şimdi kayanın önünden güneşe doğru yirmi yedi kulaç sayarsam yer oturtulmuş tahmini yetmiş ya da seksen kilo ağırlığında çentikli bir taş görürüm. Bu taşı devirip kırk elli cm kadar kazarsanız horasanlı bir çukur ile karşılaşırsınız. İçi boştur aman siz siz olup yanılmayın tam ortasında bir işaret var. Bu işaretin anlamını çok düşünmeden ben seçtim. Uğraşın bir keski ile bir çekiç kullanarak işareti kır. Alacağının top yek ün sayısı sadece yetmiş iki parçadır. Bu kadarını bulan gerisini de bulacaktır muhakkak.

Kılıç Tuzakları

İşte bu bölgemizin adı kılıçlı mağara, veya çifte kılıçlı mağaradır. Büyücüm ve kâhinim, sevgili papaz mişigın iki adet her biri tam yüz sek sen okka çeken platin iki kılıcı derince deresi, yahut camik mevkiinde dar ve sarp vahşi bir çatak içinde bulunan derin, ama dar mağarama getirdi. Reçko petroviç üç parmak kalınlığında, paslanmaz krom çelik yayları kılıçlara vurguladı, yayların altında ise iki ağırlık boşluğa sallandırıldı, her biri yüz otuz beş okka çeker. Onlar davetsiz misafirlerimi karşılamaya hazırdı artık.

Eee bana ait bir hazineyi almak pek kolay olmasa gerek, karşılığını muhakkak alırlar. Katiyen kimse içeri girme şansına sahip değildir, lakin günlüğüme sahip olan hariç. Ama hiçbir bilgisi olmayan, bin bir kere lanet getirir.

Aslında benim yaptığım işlemler pekte o kadar zor değildir. Ama yaptıklarımı çözecek kişi benden çok daha zeki olmalı. Mağaramın önüne gelindiğinde kılıçlar çalışmaya başlar. Belirtmekte olduğum sahaya ayak basmamak gerekmektedir. Mağaramın sağından, ve yahut solundan muvaffak olmak lazım. Taşları çıkartacak olursak yaylar boşalır, kılıçların görevi biter, zararsız hale gelirler.

Kılıçlı mağaramın üstünde kabartma olarak işlenmiş kılıç resimleri vardır. Sağ salim içeriye girecek olursak, sağ ve sol cihetlerde muhtelif ebatlarda put resimleri görürsünüz. Mağaramın ağzından yüz yirmi iki adım içerde yedi adet yol olduğunu görebiliriz. Bu yolların hepsi bir birine bağlantılı olup, son derece komplekslidir. Yolların başlarını ve sonlarını asla getiremezsiniz. Lakin yedinci yol gerçek olup hazinemize gider.

İçerde ise bir maymun elinde muz yer konumda resim edilmiştir. Muzun ortasında bir adet Bizans altını mevcuttur. Bu maymundan tam olarak, yetmiş bir adım ilerde, karşımıza son derece kalın, bir demir kapı gelir. Anahtarı üzerinde bıraktım, bu meyanda benim yüzümü çok merek ediyorsan, benimle tanışmak istiyorsan, anahtarı sağa doğru çevir. Anında fırlayıp seni vuracak olan ok benimle tanışmanı sağlayacaktır. Yani seni öldürecektir.

İçerde Helenistik çağa ait bronz heykeller ve de silahlar buradadır. Hepsi tahmini on beş ton ağırlığındadır. Bunun dışında mahzenimin , sağ ve sol duvar kısımlarında, birer salkım üzüm resimleri ile, iki adet Atinalı askerin kabartma şekilleri şaheserce resim edilmiştir. İçerisi loş karanlıktır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.