Kırklareli Eşkıyalık Faaliyetleri

Osmanlı Devletinin gücünün zirvesinde olduğu klasik devirde eşkıyalık hareketlerine sebep olabilecek unsurlar kolayca bertaraf edilebilmesine rağmen XVI. yüzyılın sonlarına doğru artık bu gibi durumlar devletin taşradaki otoritesini derinden sarsmaya başlamıştır. Eşkıyalık hareketleri çoğunlukla devletin güçsüzlüğünü göstermekle beraber bazı durumlarda menfaatine de hizmet etmiştir. 

Vize sancağındaki eşkıyalık hareketlerini konu alan bu çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde kayıtlı 1 ile 26 numara arasındaki mühimme defterlerindeki hükümler esas alınmıştır.  XVI. yüzyılın ortalarından sonra artan eşkıyalık faaliyetleri için Vize ve çevresi bulunduğu dağlık coğrafi konumdan dolayı oldukça elverişli bir konumda idi. Özellikle Yıldız Dağlarının eteklerinde bulunan Vize bölgesinde takibe uğrayan eşkıya kolayca kaçıp kurtulmakta, izini kaybettirip hürriyetini eksiksiz olarak yaşadığı bir ortam bulmaktaydı. Fırsat bulduğu ilk anda ise alışageldiği üzere serkeşlik, zorbalık, soygun ve cinayet gibi kanuna aykırı fiiller işlemekteydi. Eşkiyanın bu tür hareketlerinin önlenmesi için mahalli idarecilere sık sık hükümler gönderilmekteydi.

Mesela 1559 tarihli Vize beyine ve kadısına gönderilen bir hükümde, Vize dağlarında toplanarak cinayet ve serkeşlikte bulunan eşkıyanın ele geçirilip haklarından gelinmesi istenmiştir. Yine 1559 tarihli Kırk kilise beyine gönderilen bir hükümde de Kızılağaç Yenicesi köylerindeki eşkıyanın ele geçirilmesi emredilmektedir. Vize sancağı kadılarına gönderilen 1565 tarihli bir hükümde, sancak genelinde Çingene, Levend ve Tatar taifelerinin ırgatlık vb. sebeplerle bölgedeki korularda toplanıp silahlanıp atlara binerek köy köy dolaştıkları, halkın hizmetkar ve cariyelerini ayarttıkları, mallarını aldıkları ve evlerini yaktıklarına dair halkın şikayette bulunması üzerine hiç kimsenin kefilsiz levend istihdam etmemesi ve altı aydan fazla ırgat kullanmaması, fesat çıkardığı sabit olan levendlerin de yakalanıp küreğe gönderilmeleri istenmiştir. 

Vize sancağında halka yapılan zulümler sadece eşkıya taifesi tarafından değil, bölgede vazifeli devlet görevlileri tarafından da yapılmıştır. 1565 tarihli bir hükümde, gemi inşası için ağaç tedarikiyle Vize ve Çorlu’da görevlendirilen Hüseyin Çavuş ve adamlarının halka eziyet ettikleri yolundaki iddiaların Vize ve Çorlu kadıları tarafından tahkik edilmesi istenmiştir.

1564 tarihli Vize beyine gönderilen bir hükümden anladığımız kadarıyla Vize sancağında bulunan devlet görevlilerinden eşkıyaları himayeleri altına alan ve davalarının görülmesine mani olan yeniçeri sipahi vb. her kim olursa olsun isimlerinin bildirilmesi dahi Vize beyinden istenmiştir.

Bu örneklerde de görüldüğü üzere devlet zorbalık yapan kamu görevlilerine hiçbir surette göz yummamıştı.Vize sancağı genelinde halktan bazı kişilerin kendilerine devlet görevlisi süsü vererek eşkıyalık yaptıklarına da rastlanılmaktadır. Bu hususta 1564 tarihinde Vize beyine gönderilen bir hükümde, Vize sancağında sipahi gibi ata binip gezen ve Müslümanların mallarına zarar veren ehl-i fesadın hapsolunması emredilmiştir.

Osmanlı Devletinde eşkıyalık faaliyetlerine girişen kimselere devletin farklı cezalar verdiğini görmekteyiz. Mesela 1559 tarihinde Çorlu kadısına gönderilen bir hükümde, eşkıyalık, hırsızlık ve adam öldürme suçlarını işleyen bir Arapın mahallinde siyaset edilmesi emredilmektedir.

Yine 1559 tarihli Vize beyine gönderilen bir emirde cinayete karışan eşkıyanın ele geçirilip haklarından gelinmesi istenmektedir. Ancak tetkik konumuzla ilgili dönemde idam cezasına dair az sayıda hükme rastlanılmıştır

Vize sancağında eşkıyalık faaliyetlerine karışanlara uygulanan bir diğer ceza çeşidi ise kürek cezasıydı. Bu ceza türü kayıtlarda “küreğe konulması” şeklinde geçmektedir. Genellikle suçlular, küreğe konulmak üzere İstanbul’a gönderilmekteydiler. Bu ceza gemilerde kürek çekme cezasıydı. 

1572 tarihli Silivri kadısına gönderilen bir hükümde, kemendcilik ile meşhur olan ve kürekten gelen Mahzar oğlu Hüseyin’den tekrar şikayet olunduğundan teftiş edilip su-i hali var ise tekrar küreğe gönderilmesi emredilmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz mühimme kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Vize ve çevresi önemli oranda eşkıyalık faaliyetlerinin gerçekleştiği bir bölge konumundadır.

SONUÇ: Rumeli eyaletinin en önemli sancaklarından biri olan Vize sancağı, Osmanlının başkenti olan İstanbul’a yakınlığı itibariyle önemli bir stratejik konumda bulunmaktaydı. Rumeli bölgesinde Gelibolu’dan sonra ikinci sancak merkezi olan Vize, bulunduğu konum itibariyle İstanbul ile Balkanlar arasında bir köprü vazifesi görmekteydi. Buna ilaveten Vize bölgesi Osmanlı Devletinin batı’ya yapmış olduğu seferlerde önemli bir üs durumundaydı.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz