DefinecilikDefine İşaretleriKayada oymaAntik paralarMaden yataklarıDedektör
 

Tapınak Şövalyeleri Tarihi ve Hazineleri

Tapınak Şövalyeleri

Ortaçağdan günümüze kadar Tapınak Şövalyelerinin hazinelerini anlatan bir yığın hikayeler yazıldı. Halada yazılmaya devam ediyor. Tapınakçılar, aslında insanları kötülüklerden koruyan dindar yapılı askerlerdi. Hatta paçavra diye adlandırılan guruplardı. Bu guruplar zamanla dünyadaki en güçlü organizasyonlardan birine evirildi. Tarih onları ‘Mesih’in Zavallı Askerleri’ olarak yazabilirdi. Ancak tarikat, önce çiftlikler, su değirmenleri ve üzüm bağlarına sahip oldu. Daha sonra geniş arazileri kontrol etmeye başladılar. En son gemi filoları ile çok uluslu bir ticaret imparatorluğu haline geldiler.

Tapınakçılar bununlada kalmayıp bankacılık ağı kurdular. Kutsal Topraklara giden hacılar, başta olmak üzere herkes paralarını tapınakçılara veriyordu. Çünkü onlardan başka güvenecek kimse yoktu.

1307’de Fransız monarşisi tarafından düzen bastırılmaya başlanmıştı. Üyelerin bazıları büyük hazineler ve paha biçilmez eserler sakladıkları söylediler. Bu eserler bazı kayıtlara göre 18 gemi, bazılarına göre 50 gemiyle dünyanın çeşitli ülkelerine saklandığı söyleniyor.

Bu hikaye yazmakla bitmeyecek kadar büyüktür. Çünkü koca bir tarihtir. Lakin bu hikayenin 2 efsanesi vardırki hepsine bedeldir.

Ahit Sandığı

En popüler iki efsaneden biri ahit sandığıdır, İsa’nın Son Akşam Yemeği’nde içtiği fincan ve Kutsal Kase bu sandığın içindedir. 

Bir başka popüler hikaye, Musa’ya On Emir’in sunulduğu taş tabletlerdir. Bu eserlerin o zamandan beri gizli cemiyetler tarafından nesilden nesile aktarıldığı söylenir. En çok adı geçen cemiyet masonlardır.

Tapınak Şövalyeleri Kimlerdi ?

Tapınak Şövalyeleri, Mesih’in Yoksul Şövalyeleri ve Süleyman Tapınağı’nın dini birliğinin üyeleriydi. Bunlar, 1095 ile 1099 yılları arasında Birinci Haçlı Seferini düzenleyip Hristiyanları için kutsal kabul edilen Kudüs’ü ele geçirmişlerdi. Tapınak şövalyeleri tam olarak askeri tarikattı. Tapınakçılar başlangıçta Kutsal Toprakları ziyaret eden Hristiyan hacıları Müslüman akıncıların saldırılarından korumak için kurulmuştu. . Orijinal kurucular, Hugh de Payns tarafından yönetilen sekiz veya dokuz Fransız şövalyeden oluşan bir gruptu. Ve bunlar, 1119/1120 kışında, İsa ile ilişkili Kutsal Yerleri ziyaret etmek isteyen tüm Hıristiyanların koruyucusu olarak hareket etmeye yemin ettiler. 

Kudüs Kralı II. Baldwin tapınakçılara Kudüs’te eski Süleyman Tapınağı’na bitişik bir karargah verdi.  Böylelikle tarikatın rolü ve sorumlulukları Avrupa çapında ün kazanmaya devam etti. Bazı tarihçilere göre Tapınak Şövalyelerinin kayıp hazineleri bulmayı amaçlıyorlardı. Hazinenin Tapınak Dağı’nda olduğu düşünülüyordu. Tapınak Şövalyeleri, Kudüs’e ilk geldiklerinden birkaç yıl sonra tamamen izlerini kaybettirdiler.

Tapınakcılar tıpkı rahipler gibi yoksulluk ve iffet yemini ederdi.  Kumar oynayamaz, küfür edemez, sarhoş olamaz ve komünal ortamlarda yaşayamazlardı. Tapınakçıların, birincil görevleri Hıristiyanları ve Hıristiyanlığı savunmak ve bu uğursa savaşmaktı.

Tapınak Şövalyeleri Hazinesi

Tapınakçılar hazineleri arasında en çok konuşulan Kutsal Kâse ve Ahit Sandığıdır. Tapınakçıların, Tapınak Dağı’nı işgal ederken Kutsal Kase’yi savunmakla görevlendirildiğine inanılıyor. Genel hazinenin miktarı oldukça fazlaydı. 1307’deki baskı sırasında Tapınakçıların bölge komutanı Gerard de Villiers’in hazineyi 50 gemiyle Fransa’dan çıkardığı söylenmektedir.

Aslına bakılırsa tapınakçılar bu kadar hazineyi çalışarak yada insanların kendilerine güvenip verdikleri hazinelerle birikmemişti. Tapınakçılar gerçek hazineyi Süleyman Mabedinden çıkarıldığı tahmin edilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi. Tapınakçılara Kudüs’ün merkezinde Süleyman Mabedinin bulunduğu yerin yanında bir yer verilmişti. Burada bir kaç yıl göründüler ve sonra tamamen ortadan kaybolmuşlardı. Hatta bazı tarihçiler bu hazinenin Tapınakçılara yaramadığını ondan sonra düşüşe geçtiklerini yazmışlardır.

Örneğin, on sekizinci yüzyılda Masonlar, Tapınakçıların elinde olduğu söylenen Kutsal Kâse hakkında gizli bilgilere sahiptiler.  Başka bir dini şövalye tarikatı olan St John Nişanı’nın on altıncı yüzyılda yaptığı araştırmalara göre hazinenin bir kısmı Malta adasındaki St Angelo Kalesi’ne gömülmüştür.

İşin aslı, bu teorilerden bazıları diğerlerinden daha makul. Yirminci yüzyılda yaşamış bir İncil bilgini olan Hugh Joseph Schonfield, Tapınak Şövalyelerinin 12. yüzyılda bulunan Bakır Parşömendeki metinleri okuduğunu ileri sürmüştü. Söylediklerine göre Kutsal Topraklarda, Romalılar tarafından İkinci Tapınaktan gelen büyük miktarda hazineden bahsediyordu.

Forum: Define Sohbeti

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.