Arkeolojik sitler, Site Alanı Sınıflandırmaları

Arkeolojik Sitlerdeki koruma ve kullanma koşulları 658 sayılı ilke kararında düzenlenmiştir. Anılan ilke kararında 1. , 2. ve 3. Derece arkeolojik sitler ayrı başlıklar altında anlatılmış ve söz konusu yerlerin koruma ve kullanma koşulları maddeler halinde açıklanmıştır.

Anılan ilke kararında Arkeolojik Sit şöyle tanımlanmaktadır:

“Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır.

“Arkeolojik Sitlerde Koruma ve Kullanma Koşulları” başlıklı bölüm ise, yapılan derecelendirme, arkeolojik sitlerin taşıdıkları önem ve özelliklerinin yanı sıra, alanda uygulanacak koruma ve kullanma koşullarını kapsar. Derecelerine göre arkeolojik sitlerdeki uygulamalar maddeler halinde açıklanmıştır:

“…1) I. Derece Arkeolojik Sit:

Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. Bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına,

ancak;

a) Resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine,

b) Yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine,

c) Höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine,

ç) Taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine,

d) Bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceğine,

e) Bu alanlar içerisinde bulunan ve günümüzde halen kullanılan umuma açık mezarlıklarda sadece defin işlemlerinin yapılabileceğine,

f) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine,

2) II. Derece Arkeolojik Sit:

Korunması gereken, ancak koruma ve kullanma koşulları koruma kurulları tarafından belirlenecek, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. Bu alanlarda, yeni yapılaşmaya izin verilmemesine,

ancak;

a) Günümüzde kullanılmakta olan tescilsiz yapıların basit onarımlarının yürürlükteki ilke kararı doğrultusunda yapılabileceğine,

b) I. derece arkeolojik sit koruma ve kullanma koşullarının a,b,c,ç,d,e,f, maddelerinin geçerli olduğuna,

3) III. Derece Arkeolojik Sit:

Koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır.

Bu alanlarda, a) Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesinde:

– Öneri yapı yoğunluğunun, mevcut imar planı ile belirlenmiş yoğunluğu aşmamasına,

-Alana gelecek işlevlerin uyumuna,
– Gerekli alt yapı uygulamalarına
-Öneri yapı gabarilerine,

– Yapı tekniğine ve malzemesine, Mevcut ve olası arkeolojik varlıkların korunması ve değerlendirilmesini sağlayacak bir biçimde çözümler getirilmesine,

b) Varsa onaylı çevre düzeni ve nazım plan kararları ile yerleşime açılmış kesimlerinde arkeolojik değerlerin korunmasını gözeterek, koruma amaçlı imar planlarının yapılmasına,

c) Bu ilke kararının alınmasından önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmış yerlerde planın öngördüğü koşulların geçerli olduğuna.

ç) Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili, varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine,

d) III. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine,

e) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine,

f) Bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine,

g) Ülke enerji üretimine getireceği katkı ve kamu yararı doğrultusunda bu alanlarda koruma kurulunca uygun görülmesi halinde rüzgar enerji santralları yapılabileceğine,

h) Sit alanlarındaki su ürünleri üretim ve yetiştirme tesislerine ilişkin yürürlükteki ilke kararının geçerli olduğuna” denmektedir.

Genel olarak belirtmek gerekirse, anılan ilke kararında da açıklandığı üzere 1. Derece arkeolojik sitler, “Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır” İmar planlarında da aynen korunacak sit alanı olarak belirlenen bu alanlarda kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemekte, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamamaktadır. Yapılmak istenen uygulamalar için koruma kurullarından izin almak gerekmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse 1.derece Arkeolojik sitlerde yüzeydeki toprak “kültür toprağı” olduğundan toprağın yüzeyden alınması, kazılması ve buralara çöp, moloz, vs. dökülmesi kesinlikle yasaklanmıştır. İkinci derece arkeolojik sitlerde de birinciyle aynı maddeler geçerlidir, ancak buraların birinci dereceden farkı, anılan ilke kararının “…Günümüzde kullanılmakta olan tescilsiz yapıların basit onarımlarının yürürlükteki ilke kararı doğrultusunda yapılabileceğine,..” diye belirtilen hükmü gereği kullanılan yapılarda koruma kurulundan izin alınarak basit onarım yapılabilmesidir. Üçüncü derece arkeolojik sitlerde ise ilk ve ikinciye ilişkin maddelerin birçoğu geçerlidir.

Ancak buraların yapılaşma istemi koruma kurulunda değerlendirilir ve kurul uygun görürse arazi üzerinde uygun görülen birkaç yerde Müze Müdürlüğü uzmanları denetiminde sondaj kazısı yapılarak herhangi bir kültür varlığı bulunmadığı taktirde yine kurul kararıyla yapılaşmaya izin verilebilir.

Arazi görevine giden uzmanın araziyi kaçıncı dereceden arkeolojik sit olarak belirleyeceği kendisine kalmış bir durum değil, birtakım somut verilere dayanması gereken bir konudur. Bu somut veriler, arazi yüzeyinde karşılaşılan kalıntılardır. Örneğin arazide bir höyük, bir tümülüs, bir nekropol ya da bir mezarlık, sur duvarları, kale ya da kale kalıntısı, antik yapı kalıntıları, mozaikli yapı tabanı gibi taşınmazlar var ise buralar 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenir.

1. derece arkeolojik sitin yüzeyi içinde seramik parçalarının yoğunlukta olduğu “kültür toprağı” diye tabir edilen bir görünüme sahiptir ve alanda yapı kalıntılarını görmek mümkündür Bu konu da Mevzuatımızın anılan 13/03/2012 tarih ve 28232 sayılı “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik” in “tespitlerde değerlendirme kıstasları” bölümüyle aydınlatılmıştır.

Anılan yönetmelikte:

“…d) Arkeolojik sitler için; yazılı bilgiler, sathi kalıntılar veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması;

1) Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması,

2) İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile de doku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması,

3) Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanılan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması,..” diye belirtilmiştir. Uzmanın arazide gördüğü verileri anılan yönetmeliğin söz konusu d maddesiyle birlikte değerlendirerek sit derecesini belirlemesi doğru olacaktır.

1.derece arkeolojik sitler tescillenirken arazideki kültür varlığı niteliği taşıyan taşınmazların tamamını içine alacak ve onların maksimum 50 m. kadar uzağından çizilecek “yeteri kadar” bir sınır belirlenir, bu sınırlar çevre yolu veya dere gibi doğal oluşumlarla kesintiye uğruyorsa genellikle bu kısımlar doğal sınırlar olarak kabul edilir. Bu sınırların etrafı da 2. ya da 3.derece arkeolojik sit olarak tescil edilebilir.

2. derece arkeolojik sitler anılan ilke kararında belirtildiği üzere çoğu yönden 1. derece arkeolojik sit alanıyla eşdeğer olduğundan, genellikle, 1.derece sitler yeterince bir koruma alanı verilerek sınırlandırıldıktan sonra bu sınırların etrafının da ilerde yapılacak kazılarda herhangi bir kültür varlığının çıkma, bulunma olasılığına karşı genellikle 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği görülmektedir. Bir yerin 2.derece yerine 3.derece olarak tescillenmesinin, buraların maliklerinin mağdur edilmemesi yönünden de fayda doğurduğu söylenebilir. Nitekim yukarda da belirtildiği üzere

3. Derece arkeolojik sitlerde koruma kurulundan izin alınması ve Müzesince sondaj yapılması ve bu sondajlarda herhangi bir kültür varlığına rastlanılmaması koşuluyla yapılaşmaya izin verilebilmektedir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz