Sismik, Manyometre ve Radar

Sismik, Manyometre ve Radar Hakkında genel bilgilendirme konusu.

Sismik ölçüm

Sismik Yöntemler;

Tespit türleri arasında yer alan Sismik ölçüm yöntemi, en temel tabiri ile yeriçine kaynak olarak ses dalgalarının gönderilmesi ve geri dönen bu akustik dalgaların jeofon denilen alıcılar ile toplanarak gidiş-geliş zamanlarında meydana gelen sonuç anomalilerinin (izlerin) incelenmesi prensibine dayanmaktadır.

Jeofizik arama yöntemleri içinde önemli bir yeri olan aletsel sismik ölçümleri ülkemizde gerçekleştirilen imar amaçlı zemin etüdlerinde gerektiğinde doğru akım elektrik ve fiziksel sondajlar ile beraber standart olarak yer almaktadır.Kırılma sismiğine bir örnek. Bu profil bir tepe üzerinde inşaası planlanan bir villanın oturum yapacağı zeminin mühendislik özelliklerinin bulunması amacıyla alınmıştır. Sismik profilde kırmızı ile gösterilen çizgilerden her biri bir süreksizliği temsil etmektedir. Yeşil renk ile gösterilen ve yaklaşık 20 metre derinlikteki ana kaya sınırındaki atımlar bu süreksizliklerin ana kayaya ulaştığını ve ortamın stabilitesini bozduğunu göstermektedir.

-Akustik empadansa (yeriçinin hız ve yoğunluk bileşenine) dayalı jeofizik yöntemler olan ve özellikle EM Elektromanyetik ve/veya Elektrik yöntemlerinin yeraltının yüksek iletkenlik / düşük çözünürlük özelliklerine bağlı olarak olumlu sonuç vermemesi durumlarında başvurulan sismik yöntemler, araştırılmak istenilen bölgeye ve amaca yönelik olarak iki şekilde uygulanmaktadır.

Sismik Yansıma

Sismik Yansıma (Seismic Reflection) denilen yöntemde, adından da anlaşılacağı üzere, yeraltına kaynak olarak verdiğimiz ses dalgalarının yeriçindeki yapı sınırları ve nesnelerden yansımaları ölçülmektedir.

Yer altına ait yapısal / stratigrafik enkesitlerin oluşturulmasında en önemli metodlardan biri olan sismik yansıma yöntemi: Mühendislik yapılarının (büyük binalar, barajlar, karayolları, demiryolları, vb.) oturdukları zeminlerde olası ana kaya (temel) problemlerinin çözümü ve yolların güzergah analizleri, Arkeolojik değere sahip gömülü yapıların haritalanması, Jeotermal kaynak araştırmaları, Kömür gibi yataklı madenlerin yataklarının ve geometrilerinin araştırılması, Doğalgaz / petrol kaynak ve rezervlerinin tespiti, Deniz ve akarsu tabanlarının ayrıntılı batimetri ve istif (çökel) haritalanması, Büyük ölçekli bilimsel projelerde yer kabuğu kalınlığı araştırılması Faylanma ve heyelanların incelenmesi konularında tüm dünyada aktif olarak kullanılmaktadır.

Sismik Kırılma

Sismik Kırılma (Seismic Reflection) metodunda ise yer altına gönderilen ses dalgalarının yeriçindeki yapı sınırlarında meydana gelen kırılma özellikleri üzerinde durulmaktadır. Sismik kırılma metodunda zemine ait jeolojik birimlerin (tabakaların) sismik hızlarının (dolayısıyla sağlamlık parametrelerinin) ve bu tabakaların derinliklerinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi mümkündür.

Sismik kırılma yöntemi: Zeminlere ait mühendislik parametrelerinin bulunması amaçlı, inşaat öncesi ve sonrası gerçekleştirilen tüm zemin etüdlerinde, P dalgalarının karakterize edilmesi ve dolayısıyla Sökülebilirlik ve Kazılabilirlik belirlenmesinde,Yerleşim bölgelerindeki sismik risk ve depremsellik çalışmalarında,Gömülü fayların ve heyalan sınırlarının araştırılmasında,Yeraltı suyu geometri, derinlik ve sınır tespitlerinde,Arkeojeofizik çalışmalarda aktif olarak kullanılmaktadır. Yeraltının Elektrik iletkenlik(veya tam tersi özdirenç) özelliklerine bağlı olmadan akustik empedans temelli çalışan sismik yöntemler, özellikle yanal ve düşey süreksizliklerin ayrıntılı bir şekilde haritalanmasına imkan vermektedir.

Manyetometre

Manyetometre

Manyetik alan ölçümünde kullanılan alet. Teknoloji ve ilim alanında, manyetik alan şiddetinin ölçülmesine ihtiyaç duyulması sonucu, çeşitli manyetometreler geliştirilmiştir. İlk manyetometreler, bir yaya bağlı mıknatıstan meydana geliyor ve ölçülmek istenen manyetik alan şiddeti, yaydaki uzama miktarıyla belirleniyordu. Ama, kısa bir zaman sonra bunlar, önemlerini kaybederek yerlerini, elektronik sistemlere bıraktılar. Günümüzde daha çok, proton manyetometresi, akıgeçidi manyetometresi ve hall etkili manyetometre kullanılmaktadır.

Proton Manyetometresi: Günümüzde kullanılan manyetometrelerin en hassası, proton manyetometresidir. Bu cihazın çalışma prensibi, atomlardaki artı yüklü taneciklerin (protonların), bir manyetik alan içinde sıralanmalarına dayanmaktadır.

Akıgeçidi Manyetometresi:

Bu manyetometrenin çalışma prensibi, geçirgenliği yüksek çekirdek çiftlerinin, hızlı alternatif akımla mıknatıslanmasına dayanır.

Hall Etkili Manyetometre: Bu manyetometrenin prensibi 1879 yılında bulundu ama, indiyum antimonür ve indiyum arsenür gibi yarı iletkenlerin yapımından önce uygulamaya konamadı. Söz konusu iletkenden alınan ince bir dilimin yüzlerinden birinin iki ucu arasına bir akım uygulandığında, elektronlar, akımı taşıyan manyetik bir alanda hareket ederek, indüksiyon yoluyla, dilimin öteki yüzünün iki ucu arasında bir gerilim farkı meydana getirirler ki bu gerilim ölçülebilir.

Manyetometreler farklı amaçlar için kullanılırlar. Çoğu manyetometreler harici bir manyetik alanı tespit eder. Mayın dedektörleri bu türe giren bir manyetometre içerir. Bazı manyetometreler süreklilik arz eden manyetik alanların ölçümünde kullanılır. Yine atom çekirdeklerinin manyetik özelliklerinin tespitinde kullanılanları vardır.

Radar

gpr radar

Radarlar gönderilen elektromanyetik dalgaların varsa bir hedefe çarpıp geri dönmesi esası üzerine yapılmış ve bu sayede deniz üzerindeki hedefin yönünü ve mesafesini veren cihazdır.

Radarla deniz üzerindeki her cismi göremezler. Bir cismi görebilmesi için o cismin radarın gönderdiği elektro manyetik dalgaları geri yansıtması gerekir. Hedefin radar tarafından görülebilmesi hedefin özelliklerine bağlıdır. Hedefin büyüklüğü, yapıştığı malzeme, şekli, denizden yüksekliği, uzaklığı bu hedefin görülüp görülememsini etkiler. Plastik bir cisim hiç gözükmezken aynı büyüklükte bir matal cisim rahatlıkla görülebilir.

Ancak yarış yatlarında bir radar bulunmaz. Bunun birinci sebebi yarışan yatların ağırlık faktörüne bağımlılıkları vardır, ikinci sebebi ise yarış parkuru belli olduğundan ve bu parkur daha önceden gemilere bildirildiğinden, radar taşımaya gerek duymazlar.

Radar sahibi olmamaları demek onların gemileri, geceleri, sadece ışıklarından faydalanarak tanımaları demektir. Bu yüzden gemi ışıklarındırmalarını iyi bilmeleri gerekmektedir.

Peki gemiler bir yarış yatını, ya da radarsız bir yelkenliyi nasıl farkedebilir? Gece seyreden bir tankerin bir yelkenliyi çok yakından görmesi bir faciayla sonuçlanır, bunu önlemek gerekir. Son yıllarda yapılan yelkinlilerin büyük çoğunluğu fiber-glass ya da polyester malzemelerden üzetilmektedir, yani radar tarafından görülme olasılığı olmayan teknelerdir. Yelkenli tekneler, gemiler tarafından görülebilmelerini sağlamak için kıç ıstralyalarına bir radar yansıtıcısıbağlarlar, böylece direkten ve yansıtıcıdan yansıyan dalgalar sayesinde gemiler yelkenlileri uzak mesafeden tanıyabilirler.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz