Manevi Güçler

  • 13 Ağustos 2019
  • 1.523 kez görüntülendi

Manevi Güçler; Definecilerin en çok sıkıntı duyduğu önemli konu ‘ Maneviyat Alanı’ dır. Defineciler bu alanda çözemedikleri pek çok gizemli sorunlarla iç içe yaşar. Kazı yapan insanlarımızın çok büyük bir çoğunluğu manevi güçler hakkın ya hiçbir şey bilmemekte, ya da bildiğini zannettiği şeylerin pek çoğu kulaktan kulağa yayılan bilgi ve rivayetlere dayanmaktadır. Bu konuda ki söylenti ve rivayetlerin çok yaygın bir biçimde defineciyi meşgul ettiğini gördüğümüz için, en sağlıklı kaynak eserlere başvurarak ve bu alanda çevremizdeki söz sahibi kişilerle görüşerek, doğru olan bilgileri bu bu sayfada toplamaya çalıştık.

Define arama işi özellikle iki alanda uzman görüşü gerektirmektedir. Bunlardan birincisi teknik alandır. Dedektör, radar, çubuk vb. aletlerin çalışma sistemleri ve kullanımı uzman kişiler olmadan elde edilememektedir. İkincisi ise; din alanıdır (Tılsım). Bu sahada o kadar çok rivayet ve uydurma söylemler yaygındır ki , dinlendikçe hayret ve şaşkınlığa düşmemek elde değildir.

Defineci , manevi alana ait varlıklar ve tesirleri hakkında ilme dayalı bir bilgiye sahip olmadığı için de , çalışmasını daima yanılgı içinde sürdürmekte çoğu kez de başarısızlığını onlarla olan ilişkisinin sağlıksız olmasına bağlamaktadır. Öyle ki teknik alanda kullanılan basit ve işlevsel olarak yeterli olmayan dedektör, çubuk, şakraç vb. kullanan defineci başarısızlığa uğradığında , son olarak da manevi alanla bağlantılı bir çalışma sürdürmektedir. Burada yapılan çalışmanın gerekçesi ise definenin ” bekçili ” olup olmadığı ve varsa ne yapılması gerektiğidir.

Bazen ” Bekçi ” bazen de ” Efendi ” tabir edilen definenin ve define alanının bekleyenleri olduğunu düşünen defineci çoğu kez peşin olarak kabul etmektedir. Bu sıkıntıyı giderebilmek için de ilk iş olarak bu sahada şöhret olmuş  Hocalara başvurmaktadır.

Büyü, tılsım, bekçi diye tabir ettiğimiz olgular definecilerin sıkça karşı karşıya kaldıkları temel mesele olan ” Cin ” ve ” Cinciliğin ” çok iyi bilinmesi gerekmektedir .

Cin nedir:

Duyularla idrak edilemeyen ve insanlar gibi ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan varlık türüdür. Bunlar duyularla idrak edilemezler. İnsanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulunur , mümin ve kafir gruplarından oluşurlar. Cinlerin atalarına ”Can” adı verilir.

İslam öncesi Arap toplumunun inancında ruhlar aleminin , iyi ve kötü güçlerin önemli bir yeri vardı. Bazı taş ve ağaçlarda,kuyu,mağara gibi yerlerde insan hayatına tesir eden ”Cin” gibi varlıklar ifade edilirdi.

Cinlerin Mahiyeti:

Cinlerin mahiyetleri , değişik varlık kalıplarına girerek görünmeleri , barındıkları yerler , insanlarla münasebetleri , iyi ve kötü tesirleri , onlara verilen isimler çeşitli dinlerde geniş bir biçimde ele alınmıştır .

Kur’an-ı Kerim’de verilen bilgilere göre cinler de insanlar gibi Allah’a kulluk etmek için yaratılmışlardır. Cinlere de peygamber gönderilmiş , bir kısmı iman etmiş , bir kısmı da kafir olarak kalmıştır. Cinler insanlara nispetle daha üstün bir güce sahiptirler. Mesela kısa sürede uzun mesafeleri kat edebilir , insanlarca görülmedikleri halde onlar insanları görür , insanların bilmediği bazı hususları bilirler. Bazı cinler Hz. Süleyman’ın ordusuna girerek onun emrinde hizmet etmiş , mabet , heykel , büyük çanak , kazan gibi nesnelerin yapımında insanlarla beraber çalışmışlardır.

Hadislerde de cinlerle ilgili bazı bilgilere rastlanmaktadır. Her insanın yanında bir cin bulunduğunu , cinlerin mü’minlere vesvese vermeye çalıştıklarını Hz. Peygamber ifade etmiştir.

Kulak hırsızlığı yapmak suretiyle gökten haber alan ve doğru yanlış öğrendiklerini , arkadaşları vasıtasıyla sihirbazlara veya kahinlerin kalplerine ulaştıran cinler için Hz. Peygamber ” Cinlerin Şeytanı ” ifadesini kullanır.

İslam alimlerine göre cinler ” Mutlak Gayp ” ı bilmemekle birlikte , uzun süre yaşadıkları ve meleklerden haber sızdırabildikleri için insanların bilemediği bazı hususlara vakıf olabilmeleri mümkündür. Bunun dışında cinlere ilişkin ayetleri yorumlayarak , cinlerin insanlar gibi doğan , yiyip içen , evlenip çoğalan , ölen ve hatta insanlarla ilişki kurabilen varlıklar olduğu alimlerin çoğu tarafından kabul edilir . Bazı kaynaklarda ; cinlerin yemek kokularıyla veya kemik vb. yemek artıklarıyla veyahut hayvan dışkısıyla ya da kendilerine özgü bir tarz da beslendikleri belirtilir.

Cinlerin En Çok Girdikleri Şekiller

Yine kaynaklar, cinlerin insan şeklini alabildikleri gibi hayvanlardan yılan, kurbağa, keçi, kedi , köpek ve inek şekline de girebildiklerini , dünyanın çeşitli bölgelerinde özellikle dağlık bölgelerde, harabelerde, çöllerde, çöplüklerde ve mezarlıklarda yaşadıklarını da kaydeder. Cinlerin pis alanlarda yaşamasının sebebi insanların pis alanlardan uzak durmasıyla alakalıdır. Öernek olarak insanlar pis biyere oturmazlar, orası pis diye birbirini uyarırlar cinler bunu bildikleri için pis yerleri daha güvenli olarak sayarlar.

Hz. Peygamber’in , cinlerin insanlar üzerindeki etkilerinden kurtulmak ve onları tesirsiz hale getirmek için Felak ve Nas Surelerinin , ayrıca Ayetü’l-kürsi-nin ve Bakara suresinden bazı ayetlerin okunmasını tavsiye etmesi de insanların cinlerin faaliyetlerine karşı kendilerine savunabilecekleri şeklinde yorumlanmıştır.

Cinlerin insanlar üzerinde etkili olabileceğini benimseyenlerin bir kısmı bunun daha çok sihir ve büyü faktörlerinde ortaya çıktığını söyleyerek cinlerin bu nevi işlerde kullanılabileceğini ileri sürerler.

Manaları herkes tarafından anlaşılmayan ” HAVAS ” ve ” AZAİM ” türünden bazı metinlerin ( Dua-Çağrı-Davet vb. ) okunması yoluyla cinlerden faydalanma girişiminde bulunulmasına ” HÜDDAMCILIK ” , bu işlerde kullanılan cinlere de ” HÜDDAM ” denilir.

Cinlerin gaybı bildikleri ve her şeyden haberdar oldukları savunulmamalıdır. Allah-murad ettiği peygamberler hariç , kendi gayb bilgisine kimseyi ortak kılmamıştır. Zaten Kur’an geldikten sonra cinler eskisi gibi etkili olamamaktadır. Yine Kur’an’ın ve Hz.Peygamber’in hükmüne göre, Allah’a sığınanlara ve O’nun koruduklarına hiçbir zarar veremezler ”

Cinlerle ilgili diğer bazı görüşleri de burada vermek istiyoruz . Bunlar mekansız ve madde olmayan varlıklardır. ” Maric”, ateşin alev kısmından yaratıldıkları için görünmezler.

Alev iki kısımdır: Biri zulmani ( görünmeyen ) , ikincisi nurani ( görünmez ) . Zulmani olandan , yani ateşin narından cin , nurani olandan ise melekler yaratılmıştır. İslama girmiş imanlı olanlarına ” Ulvi ” , imansız olanlarına ise ” Süfli ” denilmektedir. Meleklerde nur ( Işık ) kısmı , cinde ise alev maddesi fazladır. Cinler uzun ömürlüdür . Bin yılı aşkın yaşayanları olduğu için geçmiş olayları bilirler.

Cin inancı İslam’da ne durumdadır ?

Cinler hakkında önemli olan bilgi edinme yolu , İslam kaynaklarıdır. Bu imanımızın korunması açısından önem arz etmektedir . Ancak , şu hususun altını önemle çizerek tespit etmeliyiz ki ; Cin ilminin sahasına giren bu mevzuyu kendisine konu edinen sadece İslam dini veya onun mensupları değildir. Bütün semavi ve semavi olmayan dinlerde cin ve cincilik işleri büyük yer tutmaktadır . Define alanında uğraşan insanlar da işte bu sebeple sıkıntıya düşmekte , meselenin halli için uğraşırken de kafaları karışmaktadır .

Çok eski çağlardan beri , örneğin ; Asur , Babil , Sümer , Akad , Elam medeniyetleri , daha sonra Çin , Zerdüşt , Japon , Orta asya , Türk , Afrika medeniyetleri ardından Helenistik dönem içinde Bizans , Frigya ve Likyalılar’ da bu inanış görülmektedir. Yunan medeniyetlerinde cinler alemiyle ilgili inanç ve tabular mevcuttu . Bunlarla mücadele ve onlardan bir şekilde yararlanma yolları daima var olmuştu. Kaldı ki tarafında dini , inancı , ülkesi ne olursa olsun pek çok insan ve hatta derken ve kuruluşların bu işle uğraştıklarını pekala biliyoruz.

Cinler hakkında sahip olduğumuz bilgi alanı çok dar ve az olmakla birlikte , bunlara olan ilgi ve alaka , dolayısıyla rivayet ve hurafe o kadar çoktur ki , inanç temelleri zayıf olan insanların bu sebeple kafalarının karışmaması mümkün değildir.

Cinlerden korunmak İçin

her zaman Allah (c.c.)’a sığınıp, Allah’a yönelmek, özellikle helaya, hamama ve benzeri yerlere girince “besmele” çekmek, pis yerlere insan ayağının değmediğini düşündüğünüz diğer alanlara besmele ile girmek, uzun yıllardır insanların uğramadığı alanlar, mağaralar, mahzenler, dehlizler, harabe evler bunlara örnektir.

Biz burada cinlerle ilgili olarak İslam kaynaklarından gerekli ve yeterli olduğumuz bilgiyi verdik.

Kaynak: Define Sohbeti.

Manevi Güçler

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz