DefinecilikDefine İşaretleriKayada oymaAntik paralarMaden yataklarıDedektör

Ustalardan Kilise Mahzenleri Araştırmaları

Kiliselerdeki olma ihtimali en yüksek mahzenlerden biri kilise eşyalarının koyulduğu mahzenlerdir. Bununla beraber şarap mahzeni ve papaz mahzeni bulmak mümkündür.

Bazı kiliselerde ise papaz mahzeni güney tarafta olur, kilise çevresinde üzüm bağı varsa bu kilisede birde şarap mahzeni olabilir. çoğu roma kiliselerinde şarap mahzeni bulmak mümkündür. Hatta bazı kiliselerde papazlar her gün şarap içip gündür bile sarhoş gezerlerdi. Papazların şarap içme sebebi H.z. İsa’nın ölmeden önce şarap ve ekmekle beraber son yemeğini verir. Bu yemekte H.z. İsanın şu sözleri vardır. ”Ben yaşamın ekmeğiyim onu parçalayın yiyin” ve ayrıca ”ben gerçek şarabım bu benim kanımdır” der şarabı havarilerine ikram eder. Yani papaz şarap içtimi H.z. İsa’nın kanını içtiğine inanır onunla özleşmiş olur. Onların dini öyle bizde şarap haram, bu inanış gerçekten İncilde varmı yoksa hurafemi araştırmak lazım.

Kilisesinin güney yanına iyi bakın. bitişik tek apsisli yer arayın. kiliselerin güney ve kuzeyine eklenen şapellere bakın. Bu tip yapılar daha çok vaftizhane, mezar odası, kilisenin kutsal eşyalarının saklanması için kullanılan küçük odalardır.. Bazı vaftizhane işleviyle kullanılan şapellerin, biri kiliseden diğeri dışarıdan iki girişi vardır. Bazılarında tek giriş vardır.

Kilise mahzeni bulduğunuzda içerideki odaların hangi amaca hizmet ettiğini bilmeniz lazım. Çoğunlukla kilise mahzenleri 4 odalı olur, bazen 2 odalı olanda olur. Bunların bir kısmı ortada hol sağa ve sola 2 şer oda şeklinde olur, çoğu birbirine bağlı odalar olur. Bir odaya girersin karşı kapıdan diğer odaya geçersin.

Kilise mahzen odalarında genelde papaz mezarı olur, baş papazın mezarı buradadır. Bazen yardımcısının mezarıda olur. bazı odalar kilise eşyalarının koyulduğu odalardır işte definecileri ilgilendiren oda budur. Bu odadaki en değerli eşya kilise çanıdır. Çanla beraber bolca altın olma ihtimalide vardır.

Mahzendeki Lahitler

Kilise mahzeninde lahit varsa sakın açmaya kalkmayın. o lahitte kutsal yağ vardır. Kutsal yağ çok değerlidir, lahitin içi altın doluda olsada yağ altınlardan daha değerlidir. Kutsal yağ sürme inanışı çok eskilere dayanır, kutsal yağ ile vatviz edilen kişi kutsal ruha sahip olur, H.Z. İsa’nın ölümüne ve dirilişine ortak olur ayrıca mesihçin kahinliğinden pay alır. Toplumda farklı kişiler olarak saygı gösterilir. Bu yüzden lahit bulursanız sakın açmayın. milyar dolarları yok edersiniz.

Yorum: Bu yağ neyden elde edilirmiş acaba merak ettim. Ayrıca bilgiler için çok teşekkür ederim. Çok kapı yapmalarının mantığında merak ediyorum eski bir papaz evi restore etmiştik toplam 6 kapısı vardı 2 si bahçe 4u evin giriş kapılarıydı. Sizleri o zamanlarda tanımış olmayı çok isterdim.

Diğer Görüş: Çok önemli bilgidir ; Bir kimse herhangi bir kilisenin mahzenine ulaşır ise ve ondan önce girenleri olmamış ise yani soygun yememiş ise. Bomboş bulur ise mahzeni. Bu durumda vazgeçip gitmesin sakın. Mahzenden çıkıp yakın çevresine baksın yığma yer arasın bu yığmanın altına taşınmış halde kilisenin mahzenindeki malzemelerin hepsini bulacaktır. Bu işlem kilise sakinlerince kaçar ayak talana karşı tedbir olarak uygulanmıştır.

Diğer: Önceden derdim yıkılmış yerde ne kadar olur ki, geçen 6 ay önce sevdiğim bir kardeşim dedi abi çubuğunu malzemeni al seni gezmeye götüreyim, ne bilim dedim belki ufak tefek bir yer. İnanmazsınız zaten görmediğiniz için, bende gördüğüme inanırım duyduğuma değil. Kollarım uyuştu çubuğu zaptetmekten, dedim bu ne 100 mü nayır dedi, 500 mü o ne abi o kadar çerez bir miktar. Ülkenin dış borcunun bir kısmı, şoriginiz akmasın diye fazla detaya girmiyorum, belki onlarca yer var burada varda, dedigim gibi hep yenik başlayınca maça kısmet olmuyor iste.

Buradaki bazı Yerler içinde resmi işlem yapmaya Angarada torpili olanlar yetkililere gittiğinde yer mevki söylediklerinde abiciğim geçin oraları. Başka yer söyleyin, oralar kırmızı belgede zaten demişler. Kardeşlerim bu ülkede neler dönüyor o zaman anladım. Gelde varlık içinde darlık çek, bolluk üstünde yokluk çek, keşke mesele bir petrol meselesi olsaydı, işte böyle şimdilik. Ahhh Ahhh bir cihazım olsa. ?.

Diğer Görüş: Ustam bırakıp gideceğimize hiç olmazsa kutsal yağı çıkarıp çubuk ve şakulü temizleyelim belki daha iyi tepki ve yön gösterir, denemek lazım.

Menderes ustanın dediği yağ ve açılmamış içinde hala gözyaşları olan şişe sağlam ise oda kıymetlidir. Ama dikkat gözyaşları duruyor olacak açılmayan bir camda.

Ustam selam yığma bir tepe var tepe üstünde bağ evi eski sahibi bağ evini yapımı esnasında şikayet konusu olmuş. Müze müdürleri vs birileri yaptımamış sonrasında temel olmadan ölçüleri küçük yapmasına izin vermişler. Çevrede roma dönemi hamam olduğunu biliyorum büyük ihtimalle ki eski insanların söylemlerine göre bağ evinin yerinde eski yıkılmış bir kilise var. Karantina dönemi bitince araziye gideceğim gitmeden bilgi sahibi olmak açısından kilise gerçek olduğunu varsayarsak mahzen girişini nasıl bulur yada anlarız teşekkürler.

R00T özel arşiv çalışmalarından

Günümüzde “kilise” kelimesini kullandığımızda mozaik, ikona, sanat tasvirleri barındıran, Çanlı, haçlı binalar gelir aklımıza. Gerçek olan Hıristiyanların ibadet etmek için toplanmalarını sağlayan mabetlere KİLİSE denir. Kiliselerin küçük ölçekli inşa edilenlerine ŞAPEL adı verilir. Bazı kiliselere “BAZİLİKA” ismi verilir. Kilise ile Bazilika arasındaki fark, binanın mimari şeklinden kaynaklanır.

Hıristiyanlığın ilk devirlerinde Hıristiyanlar, putperest mabetlerinde ibadet etmek istemediklerinden. Romalılarca toplantı ve mahkeme salonu olarak kullanılan ve bazilika denilen binaları kiliseye çevirmişler. Ve bu şekilde mabetler inşa ederek orada ibadet etmeye başlamışlardır. Bu sebeple bu şekildeki kiliselere bazilika adı verilmektedir.

Kiliseler ancak 4. ve 5. yüzyıllara doğru inşa edilmeye başlanmıştır. Kiliseler bu dönemden önce tamamen bazilika şeklinde inşa edilmekte idi. Bazilikaların çatıları ahşaptı. Kiliselerin üstleri ise, inşa edilmeye başlandıkları andan itibaren kagirden yapıldı.

Bizanslılar kiliselerinin üstünü kubbe ile örttüler. Roman kiliselerinde ise kagir tonozlarla örtüldü. Kiliselere, halkı ibadete davet etmek için bir de kule ilave edildi ve buna bir çan takıldı ki kilise mimarisinde bu kulelere “çan kulesi” adı verilir.

Kiliselerin Sınıflandırılması

Kilise Yunanca ekklesia, (Latince’ye de aynen alınmış): demokratik halk toplantılarını Ekklesia, “Tanrı’nın toplantısı”, “Hz. İsa’nın çevresinde toplananlar”, “seçilmişler” kavramlarını ifade etmiştir. ekklesia (cemaat), yapı eşitliğinde olup, Tanrı’nın (yeryüzündeki) Mabedidir. Kilise yapısının Hıristiyanlık dinsel törenlerine özgü bir biçim kazanması ve anıtsal boyutlarda uygulanmasının ilk örnekleri İmparator Büyük Konstantinos (I.Constantinus) döneminde (M.S ) görülmektedir.

1.-3.yy’lar arasında yalnızca dinsel törenlere adanmış kilise binaları bulunmaması, (Roma Devleti’nin baskılarından kaynaklanmış olabilir.) İlk Hıristiyanlık düşünürleri için templum dei (Tanrı’nın Tapınağı), yani Hz. İsa’nın çevresinde toplanmış insanlardan, etten ve kemikten oluşmuş bir Kilise’nin kendisi kutsallık sahibiydi;

Haç Planlı Kiliseler Dehliz Tip Kiborion Plan Tipi

Haç Planlı Kiliseler Kapalı Yunan haçı planı denilen bu tipe göre şöyledir. Dört kolu eşit bir haç şeklinde olan kilisenin, dört köşesinde birer hücre bulunduğundan, haç kilisesinin dış duvarlarının teşkil ettiği bir dikdörtgenin içine yerleştirilmiş olmaktadır. Ki bu tip, serbest haç planlı binalardan bilhassa bu noktada ayrılır. Haçın her kolunun üstünde birer beşik tonoz, kollarının tam ortada birleştikleri yerde ise pencereli bir kasnağı olan ve dört pandantif’in yardımı ile dört desteğe dayanan bir kubbe bulunmaktadır. Yunan haçı planı serbest ve kapalı olmak üzere iki tiptir. Serbest haç planında, haçın kolları arasında hiçbir mekan yoktur ve boş bırakılmıştır. Bu tipte daha çok binanın üzeri çatı ile örtülüdür. Kapalı Yunan haçı planında, haçın kollarının arası kapatılmıştır. Burada birtakım mekanlar yer alır.

Dehlizli Tip Bu plan tipinde, pandantifli ve yüksek kasnaklı bir kubbe ile yüksek bir naos kısmı, binanın bütününe hakim olmakta. Bu mekanı, üç taraftan basık ve tali bir rol oynayan dehlizler çevirmektedir.

Kiborion Plan Yapı olarak çok büyük olmayan ve örtü sistemi tek kubbeye bağlı olan yapı tipleridir. Kubbe ayaklar tarafından taşınmaktadır.

Kilise mimarisinde kiliseyi meydana getiren başlıca öğeler şunlardır:

Katedral: Piskoposun resmi tahtı Kathedra’nın bulunduğu piskoposluk kilisesine denir. Mimari açıdan katedrallerin kiliseden tek farkı büyük boyutlu olmalarıdır.

Altar: Çoğu taştan yapılan ve takdis ayini için kullanılan masa veya yüksekçe döşemeye denir.

Günah Çıkarma Hücresi: Katolik kiliselerinde, içinde papazın oturarak, penceresinden günahkar kişinin günahlarını dinlediği odaya denir. Günah çıkarma hücresi, 16. yüzyıldan bu yana 3 gözlü bir ahşap kulübe biçimini korumaktadır. Papaz, ortadaki bölümde oturur; günah çıkartacak olanlar, papazınkinden kafesle ayrılmış olan iki yandaki gözlerde yer alırlar.

Narteks: Bazilika şeklindeki Hıristiyan kiliselerinin giriş tarafında bulunan revaklı kısma denir. Bunların bazen çift olanları da vardır ki, dışarıdakilere “dış narteks”; iç taraftakilere de “iç narteks” adı verilir. Narteksler genelde kiliseye girmek için dinen lazım gelen vasıflara haiz olmayanlara mahsustur.

Sivrik: Bazı büyük kiliselerde veya kulelerde yapılan oldukça yüksek ve sivri külahlara denir. Sivrikler genelde ahşaptan yapılırlar ve üzerleri kurşun kaplanır.

Transept (Transeption): Bir kilisenin boydan boya olan uzun sahnını baş tarafına yakın bir yerinden kesen ve iki tarafta birer kol şeklinde iki sahın meydana getiren ve kilisenin içine haç şeklini veren kısımdır. Bu enine sahınla boyuna sahnın birleştiği yerde oluşan zemini dört köşeli mahale “Transept Dördülü”; kollarına da “Transept Çeliplemesi” denir. Bu kısım çoğu zaman kilisenin yan duvarlarından dışarı taşkın olur ve kapıları da bulunabilir. Bazı transeptlerin cepheleri yuvarlak olur. İki transeptli yapılmış kiliseler de vardır.

Confessio: Kilisede sunağın hemen yanında yada altında yer alan, rölik saklama işlevini gören niş veya yer altı odacığına denir.

Rölik: Hıristiyanlıkta Hz. İsa, aziz ve azizelerle ilişkili yada onlardan arta kalan kutsal eşya yada parçalara verilen isimdir. Örneğin, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haçın parçaları rölik sayılır. Kutsal kişilerin kemikleri gibi, vücut parçaları da rölik’tir.

Andron: Bizans kiliselerinde erkekler için ayrılmış bölüme denir. Gülpencere: Genellikle kilisede orta nefin batı ucunda ve transeptin iki ucunda yer alan yuvarlak bir pencere şeklidir.

İkonostatis: Bizans kiliselerinde ana nefi apsit kesiminden ayıran ikonlarla bezeli bölme duvarına denir. Mekanı tümüyle bölmez, yerden ancak 2-3 metre yükselir. İkon (İkona): Rus ve Yunan Ortodoks kiliselerinde, renkli İsa, Meryem ve Aziz tasvirlerine verilen addır.

Koro Yeri: Kilisede apsit ile transeptin ana nefle kesiştiği alan arasında kalan, ortodoks kiliselerinde bulunmayan, koro üyeleri için ayrılmış kısımdır.

Manastır: Hıristiyan din adamlarının kent yaşamından uzakta yaşayıp tapınmaları için kırlık veya dağlık yerlerde kurulmuş bir dinsel yapı türüdür.

Mimari Anlayış: Dinin yayıldığı ilk yıllarda yani zulüm döneminde özel bir mimarlığa gerek yoktu. Çünkü küçük Hıristiyan guruplar özel evlerdeki uygun mekanlarda toplanıyorlardı. Kilise Ecclesia (yunanca meclis demek) bir bina değil insanların kendisiydi. Bilinen en eski Hıristiyan kilisesi Fırat nehri üzerinde (şimdiki SuriyeIrak sınırı üzerinde) İskender’in ordusu tarafında kurulan Dura-Europus kentinde bulunmuştur.

Kilisede yapılan ibadetler

Başlıca ibadetler kurban verme, Ökaristi, vaftiz gibi ayinlerdir. Ayin yapılırken sembolik anlam taşıyan hareketler, nesneler ve

işaretlerin tümü liturjiyi oluşturmaktadır. Kilise, vaftizhane, skeuphlakion gibi yapılar; ikona, altar, vaftiz teknesi gibi kilise eşyaları; ekmek, şarap, su, yağ, mum, tütsü gibi nesneler; yağlama, kutsama, haç çıkarmak, yıkama, elle takdis etme, dokunma, öpme, giyinme- soyunma, yeme, tören alayı ile yürüme, yalvarış, diz çökme gibi eylemler liturjinin parçasıdır

İncillerde İsa ayrıca ben gerçek şarabım der ve son yemek sırasında bu benim kanım diyerek bir kap şarabı havarilerine verir.

İsa, ölümünden önce şarap ve ekmekten oluşan sembolik bir son yemek kutlar. İsa, İncillerde ben yaşamın ekmeğiyim der ve son yemek sırasında ekmeği parçalar ve alın bunu bu benim bedenim diyerek onu havarilerine verir. Aynı şekilde gizem tanrı-insanı da sembolik olarak, ekmek ve ekmeği oluşturan buğday ile ilişkilendiriliyordu.

İncillerde İsa ayrıca ben gerçek şarabım der ve son yemek sırasında bu benim kanım diyerek bir kap şarabı havarilerine verir. Zira, manastırların etrafı üzüm bağlarıyla müteşekkildir ve her manastırın çok sayıda mahzeni bulunmaktadır. Bu mahzenlerden bazıları bilhassa şarap deposu olarak kullanılmaktadır. Şarap mahzenlerine sahip manastırın papazları, hemen her gece içmekte, hatta gündüz bile sarhoş gezmektedirler.

Batı tarafında, dış dünyaya daha rahat ulaşım sağlaması amacıyla, zemin kata mahzen yerleştirilmişti ve bunun üst tarafında da kiler bulunmaktaydı. Mahzenle kilise arasında, manastır alanının yegâne çıkış kapısının yanında keşişler, kendilerine müsaade edildiğinde, misafirlerini ağırlıyorlardı. Çalışmayla geçirdikleri zamanın dışında, keşişler hemen bütün vakitlerini manastır dahilinde değerlendiriyorlardı. Baştanbaşa mimari bakış açısıyla tasarlanan bu yapılar bütünü, keşişlere, tecrid edilmiş bir dünyada, kendi kendilerine yetebilen bir alem sunmaktaydı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.